Geçmiş Yaşamlardan Taşınan Esaslar ve Değişkenler

Geçmiş yaşamlarımız bugünkü yaşamımızı bir çok şekilde etkiler. Öldüğümüz zaman doğduğumuzda yine ebediyetteki durumumuza göre kaldığımız yerden devam ederiz. Ancak bu sefer başka bir aileye, başka bir kişilikte, genellikle başka bir cinsiyette, başka koşullar altında ve bütünüyle başka bir hayat deneyimine yeniden doğarız. Burada yaşamlar arasında taşınan kalıcı olan unsurlara esas, değişen unsurlara da değişken diyebiliriz.

Bazı unsurlar iki veya daha fazla hayat boyunca değişmeyebilir ancak bu değişmezlik kalıcı değilse yine değişken denmelidir. Yani bir ruh 5 hayat üst üste erkek olarak enkarne olsa da kadın olarak yeniden bedenlenebilir veya 3 hayat aynı dili konuşsa da bir başka hayatında Dünya’nın başka bir yerinde ve kültüründe doğabilir. Bu durumda hayatlar arası değişkenleri ve esasları saptayabiliriz.

Bedensel yaşamımız gelip geçici olduğu kadar ebedi deneyimimizde bir süreklilik vardır. Bu süreklilik içinde bütüncül bir tekamül ederiz ve hayat deneyimi bütünüyle yaşamak bu tekamülün esaslarından biridir. Ruhumuz olgunlaştıkça bir çok açıdan büyür ve gelişir. Bu gelişim ömürlük olduğu kadar ebediyet ekseninde de yorumlanmalıdır.

Bu durumda kalıcı olan nedir? Öldüğümüzden sonraki hayata neyi taşımaya devam ediyoruz? Kendimizi ne kadar ve ne yönleriyle biliyoruz?

Karma ve Reenkarnasyon konusuna bütüncül bir şekilde yaklaşarak ölümden sonraki yaşamlara neleri olduğu gibi neleri değişerek taşıyoruz ve hayatlar arası geçişte neler önemli. Ahiret, Ebediyet ve Ölüm Ötesine dair gizemleri de bu soruların içinde cevaplayabiliyoruz.

Hayatlar arası taşıdığımız esas unsurlar zaman çizgisinde elbette değişime uğrar, ancak esas unsurlar değişime kaldığı yerden devam ederler; bu durumda bir esas unsur aynı kalmayabilir ve ancak sabitlik de görülebilir. Esas unsurlar hayatlar boyunca artma-yükselme-evrim-tekamül-gelişim-ilerleme, duraklama, gerileme-bozulma-düşme-dejenerasyon gibi hareket ve değişimler gösterebilirler.

Mesela Tekamül Seviyesi her ölüm-arabölge-ana rahmine düşme-bedenlenme-doğum ve yeniden hayata gelme sürecinde kaldığımız yerden devam ettiğimiz bir esastır. Bu bağlamda bütüncül tekamül seviyemiz ruhsal genetiğimize dair bir unsurdur. Bütüncül tekamül seviyemiz muhtemel Dünya dışı yaşam deneyimlerimizi de içinde barındırabilir, ancak bütüncüllük hem Dünya içi hem de Kozmik boyutta ayrı ele alınmalıdır. Çoğu durumda Kozmik farkındalığımız ancak Kozmik bir Ruh Eşi ile yakın irtibat kurmamızla birlikte uyarılarak uyanabilir ve çoğu kişinin hazır olduğu bir durum değildir. Tekamül seviyesi benötesi bir olgudur ve bir kişiyle sınırlı olarak düşünülmemelidir çünkü işin içine kişinin Karmik durumu da girmektedir. Karma söz konusu olduğu zaman da hem diğer bireylerle hem de kültür ve gezegenle olan genel ilişkiler ve katkılar da söz konusu olduğu için bireyötesi bağlamda ele alınmalıdır.

Mesela eserler bırakan bir sanatçı (aynı şey yazar, bilim insanı, filozof, mucit, astrolog, ruhban, müzisyen ve benzeri durumlarda da geçerlidir) veya ordular yöneten ve zafer kazanan bir komutanın akıl-şuur ve duygu gelişimi ve Dünya tarihine olan etkisi bu deneyimlerle birlikte Tekamül durumunu da Karmik durumunu da etkiler.

Eser bırakan bir sanatçı sonraki hayatlarında da eserlerini deneyimleyen insan tarafından beğenildiği, takdir edildiği ve ilham alındığı için çocukluktan itibaren bu insanlarla benötesi planlarda iletişim halindedir ve insanlarla birlikte düşünür, hayal kurar, rüya görür ve hisseder. Yaratıcı eser bırakarak topluma katılımda bulunmak durumda kalıcı olarak şuurunuzu insanlığa genel ve geniş bir boyutta açar ve bu da Tekamül Seviyenizi doğrudan etkiler. Bu kişiler yeni yetişen sanatçılar için hem fiziksel yaşamda ortadaki eserleriyle hem de fizikötesi yaşamda rüyalar, psişik transfer, ilham, ortak şuur gibi yollarla Rehber, Usta veya Öncü olurlar. Daha önce bıraktıkları eserlerin kalitesi, yaşadığı sıradaki popülerliği, ne kadar beğenildiği, eserlerin insanlığın gelişimine ne kadar ve nasıl katkıda bulunduğu da haliyle bu kişinin Tekamül ve Karma durumuna etkileyecek durumlar arasındadır. Ayrıca bu kişiler gelecek yaşamlarına Doğal veya Kolay Kazanılan Sanat Yeteneği mirasına sahip olarak gelebilirler. Doğuştan müzik kulağı olan birisi bunu geçmiş yaşamlarında müzisyen olmuşsa anne karnında da geliştirebilir. Bu durumda enstrüman çalma, ritm, armoni veya müzik kulağı gibi yetenekleri çocuklukta çok kolaylıkla çıkabilir. Geçmiş yaşamlarındaki eserlerini gördükleri zaman o eseri yarattıkları-ürettikleri dönemde yaşadıkları anılara ulaşabilirler, bu da bu kişilere ayrı bir Regresyon Mekaniği verir.

Ruh bütün hayat deneyimlerinin kaydını bütüncül varlığı içinde barındırıyor. Ancak günlük şuurumuz içinde trans halindeyken bile bu kayıtlara sınırlı bir şekilde erişim yapabiliyoruz. Yine de geçmiş yaşamlardan gelen izleri bugünkü hayatımıza taşıyoruz ve kayıtlarımızı açarak güncel deneyimimizde bizi ve çevremizi etkileyen konularla ilgili kadersel konuların üzerine eğilerek düğümleri çözebiliyor veya kadersel mirasımızdan faydalanabiliyoruz. Eksikliklerimizi tamamlayabiliyor veya geleceğimizi şekillendirebiliyoruz.

Özellikle çocuklukta kişilik olgunlaşırken çevresel ve kültürel şartlanmaların tam olarak yerleşmediği zamanda görülen eğilimlerde Ruh geçmiş yaşamların mirasını ortaya çıkarmaya meyillidir. Toplum ve içinde bulunduğumuz kültürün (din, dil, eğitim ve tarih gibi) sınırlandırmaları içinde kişiliğimiz de geçmişin itkisiyle şekilleniyor ve bugüne harmanlanarak özgün kişiliğimizi oluşturuyoruz. Geçmiş yaşamlarımız bilinçdışından hayatımıza bir çok şekilde doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebilir. Deneyimlerin kayıtları bizi bir çok konuda ve biçimde şartlandırır. Alışkanlıklar hayatlar boyu taşınabilir. Geçmişte yaşanılan bir deneyim doğrudan veya sembolik olarak yansıma/izdüşüm/yankılama yapabilir. Aşamadığımız konuları aşana kadar tekrar tekrar yüzleşiriz, aştığımız yerde de tekamül ederiz. Bütün bunlar kaderimizi şekillendirir. Şimdiki hayatımız geçmiş yaşamlarımızın ahiretidir.

Bu ömürümüz içinde doğduğumuz ailemizden kültürümüze kadar bir çok şeyi yaşamlar arası boyutta ruhsal irademizle ebediyette mevcut durumumuza göre seçeriz. Bu açıdan ömürlerimiz birbirlerini tamamlayacak türden özellikler gösterir.

Bu bağlamda geçmişten bugüne ve geleceğe taşıdığımız konularla ilgili olarak aslında Bütüncül olarak Öz-Esas Kimliğimize bakmalıyız. Ancak reenkarnasyon döngüsünde bize özellikle aşağıdaki konular bu olguyu anlamamız yönünde kanıt teşkil ettiği kadar, kendimizi tanımamız yönünde de yardımcı olur. Aşağıdaki listede hayatlar arası geçişte taşınanlar belirtilmiştir.

Her öldüğümüzde bu konular bir sonraki yaşamımıza doğrudan ve dolaylı olarak taşınır. Bunların arasında beden yapımız, cinsiyetimiz, doğduğumuz kültür, dinimiz, dilimiz ve bizi ömürlük yaşamımız içinde mesleğimiz, eğitimimiz gibi bizi kimliklendiren bir çok şey hayatlar arası geçişlerde paketlenir ve rafa kaldırılır. Bilinçaltı hafızamızdan silinir ve bilinçdışına yerleşir. Kendi gözlemime göre geçmiş yaşamda aldığım bir eğitimin meyvelerini yine bugüne taşıyabiliyorum ancak bu o zamankinden daha farklı bir şekilde oluyor. Benim örneğimde bu geçmiş yaşamımda aldığım Tıp Eğitimidir ve bugün burada Sağlıklı Şifacılık dahilinde yaptığım çalışmalara yansıyor, çocukluktan beri eczane ortamında bulunmamın da geçmiş yaşamlardaki tıp eğitimini hatırlamama etkisi var. Geçmiş yaşamlarımda sanatla uğraştığım için de doğuştan gelen yeteneklerim veya kolaylıkla kazandığım yetenekler olabiliyor. Ancak bunlar hayatlar arasında doğrudan doğruya taşınmamaktadır. Aşağıdaki listede hayatlar arası geçişte değişen ve unutulan konular listelenmiştir.

  • Kültürel Kodlar
  • Doğum Haritası
  • Kişilik
    • Kişiliğiniz direkt olarak taşınmaz. Ancak geçmiş kişiliklerinizin kalıntıları her zaman harmanlanarak Egonuzun temellerini oluşturur.
    • Negatif Ego parçalı bir yapıdır ve bu parçaların hepsi geçmiş kişiliklerinizden gelebilir.
    • Kişiliğiniz yeni doğum haritası ve aile-kültür-zaman koşullarına göre yeniden yapılanır.
  • Din
    • Geçmiş yaşamlarınızdaki dininizin ibadet ve ritüellerini yapmak geçmiş yaşamlarda kazandığınız ruhsal irfan ve bilgileri içsel bir yolla hatırlamanıza yardımcı olur.
    • Ör. Şamanik ritüeller yapmak şamanken sahip olduğunuz şifa yetilerini ve yöntemlerini hatırlamanız için çok yardımcıdır.
  • Kültür
    • Çok seyrek aynı kültüre doğarsınız.
    • Geçmiş yaşamlarınızda yaşadığınız bir kültür hakkında tarihsel, sanatsal, siyasi araştırma yapmak hatırlamayı kolaylaştırır, detaylandırır ve netleştirir.
    • Genel Dünya tarihi üzerine birikim kazanmanız Regresyon çalışmalarında ruhsal bilgiyi nesnel bir çerçeveye oturtmak için önemlidir.
  • Dil
    • Hatırlama sürecinde geçmiş yaşamlarınızda konuştuğunuz dillere geçici veya kalıcı yatkınlık oluşabilir. Bu biraz da geçmiş yaşamda dili nasıl kullandığınızla ilgilidir, bir hatip veya yazarsanız yatkınlığınız daha yüksek olur ve hatta bazen farkında olmadan anlamlı cümleler kurabilirsiniz.
    • Geçmiş yaşamlarınızda konuştuğunuz bir dili öğrenmek detaylı hatırlama sağlayabilir.
  • Kutluluk
    • İlahi Nizamdaki kutluluk seviyeniz her hayatınızın karmik durumuna göre belirlenir.
    • Toplumu engelleyen, kısıtlayan, gelişimini durduran, toplumsal bilince zarar veren karmik durumlarda hafızanız kalsa bile ebediyet ekseninde kutunuz kaybolur ve hatta lanetlenirsiniz. Lanetin kalkması için hatanızı telafi etmeniz veya verdiğiniz zarar kadar fayda sağlamanız ve tekrar kutlanmak için üzerine daha fazla fayda sağlamanız gerekir.
      • Ör. Geçmiş yaşamında Aziz olmuş birisi bir sonraki yaşamında politikacı olarak toplumları haksız-maddi sebepler yüzünden veya kendi ünü-şöhreti-hırsları için savaşa sürüklerse ebediyetteki kutunu kaybeder.
      • Buna örnek olarak Napoleon Boneparte – ruhsal yetileri vardır ve savaşta kullanmıştır.
      • Ör. Mecdelli Meryem ve Halife Ali, Aleister Crowley olarak yeniden bedenlendiğinde simya süreçlerinden geçmeden kendini peygamber ilan etmiş ve Maji ilmi üzerinden sadece seçkinler için Din ortaya çıkarmıştır. Ruhsallıkta gurura serbestlik vermiş. Hz. Muhammed ve Hz. İsa’nın (Sananda) ileriki yaşam ve hizmetlerini hiçe sayarak saldırıda bulunmuş ve yeterli karmik hizmette bulunmadan kendini Magus olarak ilan etmiştir, ancak Harry Potter’da Voldemort karakterini doldurabilmektedir. Karanlık ve gizli güç grupları ile anlaşmalar içindedir. Dinin menfaat amacı güden kişi ve gruplar kullanılması yüzünden bozulmasına rağmen suçu Resullere atarak Dine tepkili olan veya dini menfaatlerine kullanan insanların sempatisini kazanarak okültist çevrelerce kabul görmüştür. Kendi yalanını ifşa edebilecek durumda olan kutlu kişilere majikal yöntemlerle zulüm etmiş ve küçük düşürmüştür. Horus arketipini yanlış tanıtmış ve sembolizm üzerinden kargaşa çıkarmıştır. Bu da İlahi Nizam uzantısı olduğunu iddia eden grupların kendi çıkar ve menfaatleri üzerinden ayakta kalmasını ve müritler toplamasını sağlamıştır. Ancak bütün yaşamı hezeyanlar ve haksız güç gösterileriyle doludur.
    • Peygamberler veya yüksek/yükselmiş ustalar bile yeniden doğduktan sonra tekrar kutlanma sürecinden geçerler. Yeniden doğduktan sonra tekrar nurlanmadıkları ve vazifelerini üstlenmedikleri sürece Dünya’da kutlu sayılmazlar.
    • Yolda olduğunuz ve tarihte toplumu etkileyen ciddi hatalar yapmadığınız sürece ebediyetteki kutunuzu koruyabilirsiniz.
    • Kutun en önemli ölçüsü irfandır. İrfan muhakkak hareketlerinize yansır ve içinde bulunduğunuz toplumu olumlu etkiler.
    • Ebediyete yönelik yeminler ve İlahi değerlere sadık kalmanız kutu yaşamlar boyunca korumanıza yardımcı olur.
    • Kutun kalıcı olması için her hayatınızda farkındalık kazanmanız ve hizmet için çaba göstermeniz gerekir.
    • Din büyüklerinin çoğu şimdiki enkarnasyonlarında kutlu değillerdir. Bunun sebebi hem din büyüğü olduğu zamanlarda yaptıkları hem de sonraki yaşamlarında sadık kalmamalarından dolayıdır.
      • Havarilerin 7 tanesi hala sadıktır.
      • Halifelerden Hz. Ebu Bekir ve Hz. Osman sadık ve kutludur.
      • İhanetçi Judas sonra Roma imparatorluğunun Hristiyanlığı Devlet dini haline getirirken İskenderiye’de karışıklık çıkartan ve Kütüphanenin yanmasına sebep olarak önemli tarihsel hasara sebep veren Fanatik grubun başındaki Cyril olarak Dünya’ya geldi. Kütüphane yangını insanlığın geri kalması ve Orta Çağda skolastik düşüncenin yaygınlaşmasına ve şiddetlenmesine zemin hazırladı. Halife Ömer olarak tekrar Dünya’ya geldiğinde başta Muhammed ve taraftarlarına düşmandı ancak politik ve ticari açıdan kendini korumak için dost gözüktü ve Müslümanlar tarafından kabul gördü. Muhammed’in ölümünden sonra kendini asılsız bir şekilde Mehdi ilan etti ve tezatlaşmalarla mezhep ayrılığına ve Kerbela olaylarına zemin hazırladı. Tarihsel aktarımlarda kutlu olarak gösterilse bile ebediyette lanetlidir. Geçmiş yaşamında Hitler’e hizmet eden okültist bir SS ajanıydı ve şimdi de kendini sadece sahip olduğu eksik büyü bilgisi üzerinden asılsız bir şekilde Magus (Kanun Koyucu-Yükselmiş Usta-Ulu-Hakan) ilan etmekte ve okült gruplar ile kara büyü ve vampirizm faaliyetleri içindedir.
  • Meslek
    • Mesleki yetiler yine kolaylıkla tekrar açılabilir.
  • Cinsiyet
  • Beden Yapısı
  • Ailevi İnançlar
    • Bazı durumlarda genç çocuklar özellikle öldükleri yere yakın doğmuşlarsa veya ailelerine geçmiş yaşamlarında çok bağlılarsa, geçmiş ailelerini hatırlayıp görmek isteyebilirler.

Bazı müstesna durumlarda kişilerin geçmiş yaşamlarında konuştukları dilleri hatırlayıp konuştuğu görülmüştür. Bunun yanı sıra rivayet edilen bir çok husus da vardır.

Evrim ve Tekamül

İlahiyat ekseninde düşündüğümüz zaman Esas üzerinden Tanrı’ya ulaşmak çok daha basit ve her zaman zaman/mekan koşullandırmalarına tabi olmadan yapılabilen bir husustur. Evrenin herhangi bir yerinde Tanrıyla irtibat kurarak muhabbete girmek Tanrı ile Varlık arasında cereyan edebilecek önemli hususlar üzerinden daha net ve kesin sonuçlar verir. Bu durumda İlahi muhabbet her zaman bir varlığın algı ve idraki ölçüsünde mümkündür. Ancak hayalgücünün varlığı burada zaptedilmediği zaman konu dışı negatif illüzyon ve buna bağlı olarak spekülatif kurgu içinde hakikatten sapma oluşturabilir. Elbette zihin burada bile bir içerik oluşturur ancak illüzyonun hakikat değeri her zaman sorgulanmalıdır.

Bu durumda varlık tekamül ettikçe bilinçsel gelişimi de Atomik düzeyden Evrensel düzeye kadar tekamül eder. Çekirdek aile en basitinden moleküler bir yapıdır ve bu hayvansal veya bitkisel yaşam için de geçerlidir. Bakteriler bile eşeyli üreme sayesinde aileler ve koloniler kurar ve moleküler şuur düzeyinde bir yaşam deneyimi içinde gelişim gösterirler. Hayat esasına sadık kaldıkları sürece evrim geçirerek genetikleri ilerler ve türler devam ettikleri yerde yaptıkları kollektif seçimler ile başka türlere ve canlılara geçebilir. Bakteriden İnsana kadar bir evrim ve tekamül hikayemiz vardır. Hem türler olarak hem de türlerin içinde evrim görürüz. İnsan konuşmaya başladığı ve uygarlık kurduğu yerde yaşadığı açılımda da Monadik yani topluluktan ayrı birimsel bir şuura ve iradeye sahip olmuş. Otomatik yaşamsal faaliyetler ve dürtülerden akılsal gelişime geçmiştir.

İnsan da avcı-toplayıcı ve göçebe kabile yaşamından tarımla birlikte yerleşik düzene geçmiş, yerleşik düzenin içinde derinleşerek yeni kurumlar oluşturarak sanayileşmiş ve internet teknolojisiyle birlikte ortak bir hafıza alanı oluşturmuştur. Burada toplumsal evrimimiz bize tarihten gelen eski davranış, inanç, düşünce ve alışkanlıklarımızı değiştirmemiz için sebepler oluşturur. Yeniliklere ruhsal hafızamızı da gözeterek ayak uydurmamız önemli ve gerekli bir karmik doğrulamadır.

Çağlar ve kuşaklar ilerledikçe ortaya çıkan yenilikleri benimsemek nostalji yapmaktan çok daha gereklidir. Günün şartlarına uyum sağlamamak bireysel olarak bu şartlar içinde zayıflamamıza ve aciz kalmamıza sebep olur. Kader söz konusu olduğu zaman acizliği ortadan kaldırmak gerekir.

Şimdi kaderimizde geldiğimiz noktadan ileriye doğru gidiyoruz.Buraya yaptığımız, ettiğimiz ve etkilendiklerimizle geldik. Bu yönüyle yaptığımız her şey şimdiye ve geleceğe miras kalabilir. Bu hem bireysel bazda bireyin hem de kültürel bazda bir gelişim-ilerleme veya duraklama-gerileme yapabilir.

Ruhsal İlişkiler – Eşler ve Aileler

Geçmiş yaşamlarla ilgili olarak kimliğinizi tespit etme konusunda en önemli dayanaklardan biri ruh eşleriniz ve ruh ailelerinizin bireyleriyle kurduğunuz ilişkilerdir. Bu ilişkilerde tanışma safhasıyla birlikte geçmiş yaşamdaki ilişkinize dair yükler ve anılara dair izlenimler gelir. İlişkinin devamında da kademe kademe derinleşir ve eşiklerden beraber geçilerek farkındalık kazanımları olur. Anılar, izlenimler ve kayıtlar ilişki hem uzak hem de yakından sürerken açılabilir.

Bu konuyla ilgili daha fazla bilgi almak için Ruhsal İlişki Çeşitleri – Eşler, Dostlar, Aileler ve Gruplar başlıklı makaleye bakabilirsiniz.

 

Ruhsal ilişkilerden yoksun olma durumunda birey Tanrı’dan, özden veya kaynaktan koptuğunu hissedebilir.

 

Başka Yıldız ve Galaksilerde Yaşam

Başka yıldız sistemlerinde veya galaksilerde yaşamış olma ihtimalimiz de vardır ancak buna yönelik bilgiler özellikle işlenmesi gereken karma olduğu zaman ancak varsayımsal illüzyon seviyesindedir.

Bu konuyla ilgili daha detaylı bir yazı için burada yazanları da içeren Uzayda Yaşam-Astrodemografi Üzerine başlıklı yazıma bakabilirsiniz.

Belki de ruhsal olarak en yakın yıldıza bile ulaşamıyoruz ancak takıntı yaparsak yaratıcılığımız bizim içsel ve hatta kişisel meselemizi bu yıldızlarla ilgili yaptığımız keşifin içinde form kırılması yaparak görüyor ve kafamızı karıştırıyoruz. Mesela büzük dudaklı uzaylılar görmek sembolik olarak kişinin ruhsal olarak kendini ifade edemediğini, cümle kuramadığına işaret edebilir. Gri derili uzaylılar görmek kişinin kendi içinde yabancılık çektiği çok renksiz hayatlarına ve geçmiş yaşam kişiliklerine metaforik bir gönderme yapabilir. En basitinden Dünya hayatına ve topluma adapte olamamak, insanları dışlamak veya insanlar tarafından dışlanmak kişinin uzaylı (alien kelimesi latince alienus=yabancı alia=başka/diğer/tanıdık olmayan kelimelerinden gelmektedir) varlıklarla kendini özdeşleştirmesine ve onlarla iletişim kurma ihtiyacı duymasına sebep olabilir. Ancak bu bir yoksunluk ve tatminsizlikten kaynaklı olduğu için kendi ruhunda çektiği yabancılıkla yüzleşememesi üzerinden ilk önce psikolojik tahliller, şifa ve simya çalışmaları yapmak bu keşiflerden önce daha sağlıklı ve basiretli olandır. Öncelikle esasımızı keşfetmeliyizdir.

Elbette başka yıldızlarda doğmuş ve Dünya dışı uygarlıklarda yaşamış olma ihtimalimiz vardır, ancak bu Dünya’dan ve İnsanlıktan kopmak için bir bahane değildir. Esasımızı Dünya boyutunda yeterince anladıktan ve kanunlarını sabitledikten sonrasında eğer geçmiş yaşamlarımızda Dünya dışı uygarlıklarda yaşadıysak ruhsal hafızamızdan doğrudan ve dolaylı bilgi alma vasıtasıyla bu evrensel yaşama dair bilgilere de sahip olabiliriz. Ancak bunu tetikleyen kozmik bağların olduğu ruhlarla Dünya’da karşılaşmanız ve sağlıklı ilişkiler kurmanız gibi bir unsur olmalıdır.

Burada değinmem gereken bir husus da Ruhsal bağınızın olduğu Kozmik Eş ve Aileleriniz varsa bu fertler ile kurduğunuz doğrudan ilişkiler üzerinden sağlıklı bir şekilde kozmik yaşamlarınıza dair izlenimler alarak hatırlayabileceğinizdir. Bu ilişkiler sayesinde kozmik yaşamlara dair farkındalık kazanabilirsiniz ancak oradaki gerçekliği olduğu gibi buraya nakletmeniz pek mümkün değildir. Ruhsal, teknolojik, politik, bilimsel, sanatsal olarak gelişim göstermiş bir zaman-mekanda yaşamınız varsa bu haliyle ilham yoluyla Dünya’ya katılım yapmanız için önemli bir husus olur. Haliyle Hakikat-Dharma merkezli bir yaşam ve buna merkezlenmiş ilişkilerde böyle bir hayır görülebilir. Karmanızı çözmeden ve karmik illüzyonlar içinden çıkmadan bu titreşimlerin olduğu ilişkilerde bulunmak kişinin Dünya’dan kopmasına da sebep olabildiği için önemli ruhsal sınavlar cereyan eder. Burada zihnin sınırları ve filtrelemeleri düşünüldüğünde kozmik kültürle ilgili bilgilerden daha ziyade sanat, felsefe, politika, şifa, simya kazanımları daha önemlidir. Bu ilişkiler sayesinde evrensel geçerliliği olan fikirler, icatlar, teoriler, kuramlar, kanunlar, bilgiler de hatırlanabilir. Haliyle bu türden içerikleri ruhsal olarak hatırlayabilmeniz veya somutlaştırabilmeniz için egonuzu aşmış ve toplumsal katkıya hizalanmış olmanız ziyadesiyle önemlidir.

Kozmik eşlerinizle karşılaşmadan önce karmik açıdan davranış ve alışkanlıklarınızın doğrulanmış ve Dünya’da sağlıklı bir hale geldiğinden emin olmanız gerekir. Yani toplumsal karma ve sosyal sorumluluk üzerinden vicdanınızın rahat olması, gönüllü olarak katılım yapmanız bu türden ilişkilerin hayrını görmeniz için önemlidir. Böylelikle uzaya fırladığınızda bir ayağınız da burada olur. Ruhsal hafızanızda bulunan Dünya dışı yaşama ait kayıtlar bu ilişkilerin içinde çok yüksek bağlılık ve eş titreşimler üzerinden önemli bir çekim alanı yaratır. Bu durumda duygusal ve zihinsel olarak olgun bir birey olmanız ve kapılmamanız çok önemlidir. Keza birbirinizi böyle derin bir seviyede anlamak bir yandan da ilişkiye aşırı yatırım yapmanıza ve Dünya’dan kopmanıza sebep olmasın. Sizden daha az farkındalık sahibi, ahlaken veya manevi açıdan olgunlaşmamış birisi bu türden ilişkilerde sizin kadar samimi olmayarak zaafiyetlerinizi de suistimal edebilir.

Bu türden ilişkilerin bireyler arasında kapalı bir şekilde yaşanmaması, ortak ve bütüncül hizmet ve faydanın gözetilmesi önemlidir. Kendi kendinize kapandığınız yerde toplumdan koparak insanlıktan soyutlanma ihtimali vardır. Bu yüzden bu ilişkileri uzatacaksanız Yaşam Amacı, Murat, Dharma-Hakikat ve Fayda eksenleri üzerinden devam ettirin yoksa Dünya’ya temellenmemiş bir ilişki içinde kontrol edemediğiniz ve harmalayamadığınız enerjilerle stresli ve huzursuz ancak aksiyon dolu bir ilişki içinde yıpranabilirsiniz.

Akıl ve zihin beslendiği her konuyla ilgili olarak doğru olsun veya olmasın kurgular üretebilir ve bu kurgular form kazanarak görü ve ses olarak yansıyabilir. Ancak burada filtrenin zihin ve kişilik olduğunu her zaman aklımızda tutmamız lazım. Son 2000 yıl içinde ‘Dünya dışında hiç yaşamım oldu mu?’ diye sorduğumda ben de bütüncül hafızamdan Evet’ cevabı alıyorum ancak bunu önemsemek şu an yapmam gerekenler düşünülünce çok beyhude gözüküyor. Kendi zihinsel kurgularım içinde insanlık gibi ben de uzayda ortak bilinci görüyorum. Ancak kendimde dahil kimseyi bu spekülasyon ve kurgularla oyalamak istemem. Bu türden kurguları haliyle izafi yaşamım içinde bükerek yorumluyorum ve Birlik şuuru içinde Dünya’da yapılması gereken işlere bağlı olarak detaylandırıyorum.

Şu an için bu durum ancak bilimkurgu konusu olabilir ve psişik çalışmalar yapmadan önce gerçekten kapsamlı bir simya çalışmasından geçmek gerekir. Dünya ile ilgili problemler olduğu sürece Ruhsal açıdan şuuru Dünya’ya geri çekecek veya kişisel problemler varsa kişisel problemleri form bükerek yansıtacak çok fazla durum vardır.

Burada da formun bükülmesi önemli olandır. Özellikle Dünya Savaşları, Soykırım, Göç veya Kitle İmha gibi durumlara maruz kalmış bireyler Dünya’da gördükleri zulümden ötürü Dünya dışındaki yaşama çekilebilirler. Haliyle akıl nerede hakikat arıyorsa ona göre bir illüzyon oluşturur. Ancak hakikati merkezleyecek sağlam dayanaklar olduğu zaman illüzyon ve formlar da hakikati yansıtabilir ve gösterebilir.

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s