Ars Amatoria – Sağlıklı İlişkiler – Vaatler & Niyetler

Kanımca her ilişki kendine özgü olmalı, kendi hikayesini yazmalı ve kendi macerasını yaratmalı. Birlikteliği sevgi sağlayabilir ancak sevgi niyetleri de birleştirerek hayata güzellikler getirebilir. Niyetlerin birleştiği yerde ilişkiler derin anlamlar kazanabiliyor. Bir çok ilişki durumu evlilik gibi kalıcı değil. Bütün ilişkilerin kalıcı veya ulvi derinliklere erişmesi, çiftlerin birbirlerini bütün boyutlarda tamamlaması gibi idealist şartlara sahip olmak zorunda değiliz. Bir ilişki ne kadar sağlıksız bir yaklaşım olsa bile cinsellik, para, mevki, kariyer için de kurulmuyor mu? Peki ya buradan ilişkileri tamamlamaya ve güzelleştirmeye de yanaşabiliyor muyuz?

Bunun yanı sıra genel ilişkilere baktığımızda bir niyet eksikliği de söz konusu. Yalnızlıktan kaçmak için birlikte olan da var, peki bu birlikteliğin içinde yalnızlık vurgulanmaya devam etmez mi? Bazı çiftler sadece birbirlerine çok alıştıkları için beraber kalıyorlar, ortak alanlarında ise bir şey paylaşamıyorlar ve birbirlerinin en temel ihtiyaçlarını karşılamaya bile tenezzül edemeyebiliyorlar. Ayrılık korkusunun ilişkinin içinde gerçekleşmesi olarak düşünebileceğimiz bir durum bu. İlişkileri içinde ayrılık yaşayanlara acil şifalar diliyorum.

İki kişinin sağlıklı bir şekilde aşk içinde bir araya gelmesi bir füzyon tepkimesi gibidir, karşıt enerjilerin birbirleriyle buluşmasında ve birleşmesiyle yeni ve hayati bir enerji açığa çıkar. Yeni kavuşmuş aşıkların el ele tutuştuğunda veya ilk defa öpüştüklerinde hissettikleri ve içine girdikleri hallerde havai fişekler patladığı kadar ulvi bir sükut da bulunur, sanki Dünya elimizdedir o an ve imkansızlıklar kalmamıştır, bu hissi bilirsiniz. Bu aslında Aşk’ın ateşinin ilginç doğasına işaret ediyor. Bu ateşi nasıl koruyabiliriz ve güçlendirebiliriz. Bu ateşin bize zarar vermemesini, bize ve bütüne faydalı olmasını nasıl sağlayabiliriz? Niyetler ve amaçlar burada önemli bir motivasyon sağlayabiliyor. Hadi bir hayali gerçekleştirelim veya Dünya’ya biraz barış ve huzur getirelim. Niyetler çok geniş düşünülebilir. Ancak içimizdeki eril ve dişilin barışması, Animus ve Anima’nın birlikteliği ile içsel düzlemde de bu füzyon tepkimesini gerçekleştirmek mümkün. Ruhsal anlayışa açılan önemli bir kapı da karşıtları içimizde birleştirmemiz ve dualiteye karşı aşkınlık gösterebilmemiz. Böyle bir durumda dualite içine hapsolmak yerine, dualiteden faydalanmanın yollarını buluruz. Fenafillah deneyiminin de önünü açan bir durumdur bu aşkınlığı sağlamak. 

Bir ilişkiye hazır olup olmamamız da sağlıklı bir ilişki yaşamamız önünde önemli bir belirleyicidir. Bir çok insan aslında kendi başına karşılayabileceği ihtiyaçlarını karşılamak için en yakınındaki kişilere bel bağlayabiliyor. Özellikle duygusal ve zihinsel ihtiyaçlarda bu görülebilir. Bu türlü türlü bağımlılıklar ve bağlılıklar yaratabilir. Bunların varlığı ilişkilerin olgunlukla yaşanmasına engel olabiliyor. Bir noktada kendi sırtımızı kaşırken zorlanırız, ama bir kapı eşiğinin veya bir ağacın yardımı ile de bunu gerçekleştirebiliriz. İki kişiyi bir araya getiren şeyin havada kalmaması ve önemli ihtiyaçlara işaret etmesi önemli. Olgunluk burada kilit bir kavram. Kendi kendimize kolaylıkla veya biraz çabayla sağlayabildiğimiz şeyleri ilişkiye girdiğimiz kişiden sanki sağlaması zorunluymuş gibi beklemek akabinde büyük enerji kaçaklarına sebep olabilir. Herkes kendi kendine yettiği ölçüyü bulduktan ve sağladıktan sonra ilişki kurması ve boyut birleştirmesi yapmasının daha sağlıklı olacağını düşünüyorum.

Sağlıklı bir ilişkiyle sağlıksız bir ilişki arasındaki en temel farklardan biri ilişkinin zamanlı veya zamansız bitmesi olabiliyor.

Zamanında olgunlukla biten bir ilişki tatmin duygusuna sahipken; travmalarla, kavgalarla, ilişki suçlarıyla, aldatmayla, ilgisizlikle, hakaretlerle amacına ulaşmadan biten ilişkilerde bir zmansızlık ve tamamlanmamışlık oluyor. Astral bedende yara oluşturan durumlar da bundan kaynaklı. Bir noktada her ilişki sağlıklı bitmiyor, bu yüzden hazmedilmesi gereken yerler olabilir. Derin bir nefes alıp yaşanmışı yaşanmış olarak kabul edip, geçmişte kitlenmiş parçaları bugüne çekmek ve yeni bir sayfa açmak için, geçmişin de sindirilmesi önemli. Aldatıldıysak, evet aldatıldık; ne sebepten olursa olsun sevmeyi bırakmış, tatmin olmamış, belki de sadece başka birisini denemek istemiş, yetememişiz. Gittiyse gitti, belki de daha erken bitirmek gerekiyordu. Kendi kaybeder demek de bize bir şey kazandırmadı hiç, Acıttıysa da evet acıttı, ama bu artık şifalanabilir. Ama gururumuzu korumak bu durumu değiştirmiyor, gurur yara alabilir. Gurur yaralanmaya müsaittir ve kıstırıldığı zaman da yaralamaya. Aslında burada sindirmemiz gereken şey çaresizce tutunduğumuz gurur, kıskançlık ve kibir değil mi, bize biraz da bu olumsuzlukları yaşatan? Hayat nefesimizi tıkayan pişmanlıkları, kızgınlıkları ve kırgınlıkları taşımaya devam etmenin mantıklı bir sebebi var mı?

Tabi bunları ne kadar affetsek de üzerimizden atsak da hafızanın doğası gereği aklımız her zaman yaşadığımız son deneyimlere gider. Olumsuz deneyimlerden sonra doğru anlayışı geliştirip, olumlu deneyimler ve ilişkiler kurmamız burada gerekli olmakta. Yüklerden arınmakla niye yetinelim, aynı ya da başka bir kişi ile daha iyisini becebiliriz! Böylelikle en son yaşadığımız deneyim tatmin edici olur, bu olumsuz deneyimlerin tam olarak sindirilmesi için de kilit bir nokta.

Aşk ilişkilerinin niyetlerini tamamlayarak bitmesi ayrılığın da acısını azaltabiliyor. Ama ayrılık ufukta yoksa yeni bir maceraya yelken açılabilir. Ortak bir proje gerçekleştirmek, bir seyahat, aileleri tanıştırmak, cinsellikte yeni boyutlar açmak, ilişkide derinleşmek, nişanlanmak, eve çıkmak gibi bir çok macera kapısı açmak mümkün. İlişkilerin seyrinde yeni bir maceraya atılırken veya bir eşikten geçerken dikkat edilmesi gereken çiftin birbirini desteklemeye devam etmesidir. Birliktelik güç verebilir, ancak ilişkilerde denge kurmamak, aşırı beklentilere girmek ve tutulamaycak sözler vermek de bir ilişkiyi tüketebilir. Tükenme durumuna karşı önlemler almanın gerekliliği burada vurgulanmalı. Yeni bir eşikten geçerek, ilişkinin seviyesini yükseltmeden önce gerçekten aradığımız şeyleri sevgilimizde buluyor muyuz, birbirimizi bütünleyebiliyor ve besleyebiliyor muyuz sormak gerekir. Şayet duygusal ve düşünsel açıdan tüketici bir ilişki içindeysek nişanlanmak gibi bir yola girmek yerine ayrılmak çok daha uygun bir seçimdir. Bu türden eşiklerden geçerken çiftlerin gerçekten birbirlerine bütün hislerini açıkça ve dürüstçe ifade etmesinde bir hikmet vardır. Bu türden geçiş dönemleri ilişkilere daha fazla zaman ve emek yatırımı yapmamızı gerektirir. Eğer gerçekten uzatmak istemiyorsak, uzatmamalıyızdır.

Bazen toplum ve aile baskısı da çiftleri çabucak eşiklerden geçmek zorundaymış gibi hissettirebiliyor. Ancak bu konuda topluma karşı direnç göstermek, yanlış algı ve yaklaşımları bireysel hayatımızdan dönüştürmek hayırlı olur. İlişki hangi seviyede yaşanıyorsa yaşansın bir sonraki seviyeye geçmeden önce acele edilmemelidir. Durumu olduğu gibi değerlendirmek ve dürüstçe samimi bir dille konuşmak, derinlerdeki duygu ve düşüncelerin ifade edilmesi, anlaşılması ve mevcut problemlerin çözülmesi eşikleri geçip geçmeme konusunda da karar verirken özenle ele alınmalıdır. Eşik geçişlerinde sevgililer birbirlerini farkında olmadan sınavlara sokmaya meyillidirler. Bu serideki bir sonraki yazıda Testlerden bahsedeceğim.

Reklamlar

1 Comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s