Aryan – Atlantis / Ruhsal Antropogenetik

Günümüzdeki insanlık için (Homo Sapiens Sapiens) Aryan Irkı derler ve Orta Asya’dan çıktığı ve ve Proto-Hint-Avrupa Irklarından yayıldığı söylenir. Aryan ırkı olarak tabir edilen Ruhsal Karakteristikler aslen Fiziksel-Irksal Genetikten ziyade Ruhsal Genetiğe sembolik olarak işaret eden bir mesele olarak yorumlandığı zaman daha verimli yargılar geliştirilebilmektedir. Hitler’in bu ruhsal ırk konusunu, fiziksel-toplumsal ırk olarak görmesi Yahudilere İşkence edilmesine ve Soykırımına ve 2. Dünya Savaşına sebep olmuştur. Bu konu özellikle manevi eksende cereyan eden, insanların kollektif hafızasında yer ettiği için de bir takım psikolojik tipolojilerin ve psikogenetik faktörlerin tıpkı Neandarthel-Erectus-Sapiens gibi türler biyolojik farklılıkların kıyaslanması için daha anlamlıdır. Haliyle psikolojik bir tipoloji ve genetik olarak ele alınabilir.

Hermes Trismegistus / Hz. İdris / Atlantalı Thoth Atlantis’ten Aryan’a geçişte önemli bir şahsiyet olarak araştırılıp incelenebilir. Ancak Hermes her yüzyıl ve çağ geçişlerinde de Dünya’nın herhangi bir yerinde enkarne olmaktadır.

Aslında enerjetik olarak bulundukları konum ve pozisyon bu ırk için Kalp çakradır, çünkü Aryanlar için 4. Büyük İnsani Irk denir. İnsanlık bedeninin genel gelişiminde Kundalini’nin sabit pozisyonu ve işlediği çakra olarak alındığı zaman çok derin bilgilere nüfuz edebiliriz. 3. Çakra ile Tekabül eden Atlantis ırkından farklı olarak Aryanların Kalp Çakra açıklığından kaynaklı olarak psişik algıları gelişmiş kişilere bariz gözüken farkları vardır. Aryan grubunun toplumsal bilinç, sağaltım, Dünya ile uyum, vahdet bilinçleri oluşturma ve bütüncül hayır yönünden önemli karakteristik özellikleri vardır. Aryan grubu saf bir ırk değildir ve içinde önyargı, kompleks veri işleyememe, gruplar arası haksızlıklar, irade düşüklüğü, pasiflik, atalet, toplum ve çevrenin düşüncelerinin çok etkisinde kalma gibi problemleri vardır. Ancak kalp çarkı bütüncül işlem yapabilen bir çakra olduğu için, mide çarkına tekabül eden Atlantis tipolojisinden daha çok kusurlarından arınmış ve meziyetlerini/erdemlerini geliştirmiştir. Bütüncül görü haliyle doğru sağlık ve sağaltım anlayışının saptanması ile Kundalini’nin nasıl işlediğini zihinsel olarak koşullandırma önemli bir evrimsel ve tekamülsel gelişim olmaktadır.

Ruhsal varlık her dönemde, geçmişin bilgisini bilinçdışından hatırlayarak o dönemde eğer bir problemi varsa bunu çözebilir veya meziyetleri varsa bunları da açığa çıkarabilir.

Günümüzde Atlantis veya Lemurya diye tabir edilen dönemlerden kalıntılar hala bireylerde mevcuttur ve bunlar toplumsal yapılar içinde kendini gösterirler. Negatif kalıplar, sürüngen ve limbik beyin kusurları kadar organların yanlış çalışması olarak da beden-akıl-ruh sağlığında gözükebilir.

Kalp çarkı meseleleri neden-sonuç ve bütüncüllük açısından işler. Mide çakradan farklı olarak doğru olan bilgiyi tutmaya meyillidir ancak yanlış olanı da algılar. Doğru ile yanlışı ayırt etmek daha ziyade Göz çarkıyla birlikte işlendiği zaman mümkün olur. Göz çarkı her zaman Kundalini’yi yukarı çeken bir işleve sahiptir. Göz çarkı detaylara odaklanabildiği kadar, Kalple birlikte bütüncül odaklanabilir. Ancak tekamülü/statik Kundalini seviyesi Mide çarkında kalan birisi tam olarak bütüncül bir algı geliştiremez, toplumsal dinamizmi hiçe sayabilir, kendi bireyselliğini daha vurgulayan ve evrenle ayrım ve sen-ben/onlar-ben seviyesinde iletişim kurmaya müsaittir. Haliyle ferdiyetine vurgu yapar. Ancak Kalp çarkı ferdiyetin ötesindeki işlevlere daha çok bakmaya müsaittir. Bu yönüyle Gönül/Kalp çarkı irade, nedensellik, koşulsuz sevgi, bütüncüllük, grup ve toplum bilinci, organizasyon ve yapı, şifa-sağaltım gibi konularla çok ilgilidir.

Bundan önceki Atlantis, Lemurya, Mu ve Agartha gibi Manevi Boyutta önem teşkil eden ve Uygarlık atfedilen durumlar aslında İnsanlığın Şuursal gelişiminde de Mide, Sakral ve Kök çakralara tekabül edebiliyorlar.

Bunlar da Darvin’in evrim teorisinde Homo Sapiens’in ilk halleri ve öncesi türleri kapsayan bir durumda. Bu da haliyle genetik mirasımızın içinden baktığımızda eğer zaman peçelerini ve zarlarını regresyon gibi çalışmalarla çözerek açarsak, bu dönemlerden enerji ve ruh çekmemizi sağlar. Haliyle o dönemlerde de sorunlu kalmış yaşamsal halimiz olabiliyor ruhsal bedenin içinde kayıtlı olan.

Ben çok uzun zamandır toplumsal alana yaygın karmik şifa çalışmaları yapıyorum. Her dönemde her seviyeden görevli Yaratımın devamlılığı için bulunmaktadır. Ancak bu görevlilerin seviyelere dağılımı insanlığın da içinde bulunduğu çizgiyle zamansal olarak doğru orantılıdır.

Atlantis Medeniyetleri için aslında Mide çakra seviyesinde genele yaygın bir Kundalini hizası vardır. Bu seviyede Mide çakra ile ilgili Ego, Kişilik, İkilikli Mantık ve Zihin, Tepkisellik, Sindirim ve Hazım – Besinlerden Verim Alma, İnanç gibi konular vardır. Atlantis döneminin acı tecrübeleri Kitle İmha, Soykırım, Bilgiyi Yanlış Kullanma, Şirk, Güce Tapma, Korku Yönetimleri, Şehvet, Nefsani Kusurlardan Kaynaklı Ahlaki Bozulma, Fanatizm, Barbarizm, Dogma-Hurafe ve Psişik Savaş gibi meseleler aslında Kur’an’da da Kavimleri anlatırken yansıtılmıştır. Bu aslında Tarih Öncesi çağlarda yaşayan insan topluluklarıdır. Tarih öncesi olmalarına rağmen yazıya evrildikleri ve icatlar çıkardıkları düşünülebilir. Ancak Atlantis Tarımdan çok Avcı-Toplayıcı durumda besin bulan insanlık hali için söylenir. Burada haliyle Atlantis helaki durumunda yıkıma sebebiyet veren şey de avcı-toplayıcıların, tarımla uğraşmaya başlayan toplulukları yağmalayıcı tutumuydu. Ancak kendi aralarındaki geçimsizlikten dolayı nüfusları da klan seviyelerinde kalıp büyümeyi beceremiyordu. Ancak bu helakten sonra ruhları haliyle göç içinde topluluklara geçiyor, ancak bu bireylerde işlenmemiş kalıntılar olabiliyor. Atlantis haliyle Dünyanın merkezinden uzakta ortalarda bulunan bir yapıdır. Buradaki kabuklar haliyle negativite ve şer yaratabilir ve Nar’dan Nura işlenecek cevher ve özler bulunabilir. Burası biraz da Simya da manevi madencilik durumudur.

Atlantis konusu Timaeos diyalogunda irdelenmiştir. Burada Metatron’un Kübü ve haliyle Tanrı’nın Arabası MerKaBa ve İnsan’ın İlahi Şuur ile Buluştuğu Işık Beden yapısında bulunan Dodecahedron, Icosahedron, Yaşam Çiçeği gibi Yantra-Fikri Cisimler ile Ruhsal ve İdeal yapılara işaret edilmiştir. Bunlara tefekkür edilerek birey-toplum-dünyevi/doğal-göksel-ilahi varlıkla hizalı ve uyumlu bir bütünleşme arayışı vardır.

Haliyle Aryan ırkının Atlantisten gelen kalıntılara yaptığı ilk çözümler Din yoluyla Doğrulama olmuştur ancak bu da genişleyen bir etkidedir, ancak bunun arkasında Felsefe, Tıp, Şifa ve Maji çalışmaları da vardır. Hakikate yönelik bir şekilde Düzen sağlayan bir durumda Şamanizm-Maji konusunda usta kişilerden Evreni Yorumlama ve Doğrusunu saptayarak Hem Şimdilerine Hem de Geleceğe Yol Göstermek için Panteizm, Numenizm-Animizm, Paganizm-Politeizm ve Monoteizm gibi Mit ve Din kültürleri oluşmuştur.

Bu yıldızlara dayanarak yapılmıştır. Haliyle Aryan Irkının kitlesel doğrulama için en etkili yöntemlerinden biri Hermetizm, Beşeri ve Doğal Batıni İlimler (Toplum Yapısı, İlahi-İdeal Devlet, Anjeloloji-Demonoloji-Hüddam İlmi, Derinlik Psikolojisi, vb.) olmuştur. Çünkü bu her zaman bilinmeyene doğru ve bilinmeyen içinde de doğru bir odakla bakılarak saptanan hakikatin İlahi Akışında doğru ve ideal bir şekilde geldiği yolu tutmaktır. Bu yola Sırat el-Müstakim, Orta Yol, Doğruluk Yolu gibi isimler verilmiştir ve tam olarak da Omurga Sütununda insan bedeninde tekabül eder. İblis-Şeytan, Melek-Pagan Tanrılar ve Tanrıçalar gezegen ve çakrasal enerjilerin içinde doğru ve yanlış kategorileri tespit etmek için ortaya sunulmaktadır. Bu aynı zamanda insanın içsel yansımaları olduğu kadar, toplum içinde gerçekten baskın hale geldiği zaman insanları da tanımlamak için kullanılabilmektedir. Ancak nihayetinde herkes insandır ancak insi-iblis ve insi-melek de vardır. Bu varlıklar da boyutlarına, derecelerine, diğerlerine olan ilişkilerine göre kategorilendirilerek bir İlahi Devlet Yapılaşmasını Dünya geneline yaymaktır.

Haliyle Dünya’nın merkez çakrası Global çakralar arasında bir koordinasyon merkezidir ve Gezegen çekirdeğinin hali düşünüldüğü zaman Dünya’dan Güneş’e direkt olarak bağlantı yeridir. Burada Dünya’da evrim, gelişim, tekamül
ve hayati meseleler ile ilgilenen bir nizami yapılaşma da vardır. Bu sadece insanlıkla sınırlı değil, doğal durumlarla da alakalıdır ve ülke-kültür ayrımı yapmaz.

Bu haliyle Ezoterik olduğu kadar Antropolojik de bir yapıdır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s