Yaratıcı Aklın Gelişimi Üzerine Öneriler

Bireysel yaratıcılığımızın ürünleri arasında en belirginlerinden birinin benliğimiz üzerinden yarattığımız yaşam deneyimimiz olduğunu düşünüyorum. Çünkü benliğimi taşıdığı yük, eğilimler ve seçimleriyle deneyimlenen olay kalıplarının niteliklerini belirlemektedir. Deneyimlerimizin hem aile hem sosyal kurumlar hem de bireyin ortak çabası ve yaratımından ortaya çıktığını düşünüyorum.Ancak bireyin kendi hayatından tatmin olabilmesi için kendini araştırması ve keşfetmesinin önemini vurgulamak isterim. Bunda başarılı olmanın sadece bireye değil aynı zamanda topluma da faydalı olduğuna şahitlik ediyorum.

İçimizdeki yaşam enerjisi sevgiden oldukça beslenir. Hem içsel hem de dışsal hayatta memnuniyetin önemli bir dayanağı sevgiye temellendirilmiş ilişkiler ve deneyim ortamlarının yaratımıdır. Bunun içinde bireysel deneyimin gerçekleştiği hem içsel hem de dışsal bütün ortamlarda duygusal-zihinsel yüklerin nitelikleri olması hayat deneyiminde tezahür eden olayların yanı sıra hayattan alınan tatmine doğrudan bağlantılıdır. Bu açıdan kişinin kendisinin de payının olduğu bir ortak yaratım olan hayat deneyiminde kurulan bağların içine odaklanmak ve buraya çalışmak olumlu deneyim olasılıklarının yoğunlaşabilmesi için bir gereklilik kazanmaktadır. Yaratıcılığın ayrıca anlık problemlere çözüm getirmek için de çok önemli bir eylemdir. Çünkü sıklıkla karşılaştığımız kompleks problemler kendine özgü bir yaklaşım ve çözüme ihtiyaç duyduğu için yaratıcılık yeniliğe ve gelişime imkan sağlayan en önemli güçlerden biri olarak görülüyor.

Kişinin kendini ve çevresini sevmesi kendini evrendeki konumuyla uyumlu bir şekilde tamamlamasını, işlemesini, bilmesini ve daha bir çok şekilde kendisiyle ilgili eylemde bulunmasını sağlayacaktır. Bireyin hem öznel hem de nesnel açılardan bakıldığında kendisine ait olan şeylerin farkında olması ve evrenin unsurları ile ilişkilerinde şuurlu yaklaşım göstermesi hayattan en yüksek hayat verimini de alabilmesine kuşkusuz kapılar açacaktır. Kişisel gelişimin en önemli dayanaklarından biri de şuurun gelişiminin önemli dayanaklarından aktif odaklanma becerileri ve özfarkındalık oluyor. Kendimizi de bir çok boyut ve başlık altında inceleyebilir ve araştırabiliriz. Bunun sayesinde kendimizde ve çevremizde vardığımız bulgular içimizde bulunan duyulara ve akla daha önce gizli olan bazı deneyimlerinde yaşanması sağlamaktadır. Farkındalık keşifle gelişmekte ve bu bizi kendimiz ve evrene dair bilmediklerimize çağırmaktadır. En nihayetinde bu keşif sayesinde aydınlanabilir ve varsa problemleri çözülerek ilerleme görülebilir.

Özellikle keşif ve merak duygusuna sahip olmak bir bireyin eylemlerinde bilgi üretmesine veya yaratmasına yöneltmektedir. Genel görüşün ötesinde yaşanabilecek deneyimler için de genel araçlardan gerek amaç gerek yapı yönünden farklı zihinsel araçlara sahip olmalıyız. Bu bir teori olduğu kadar işlenmiş bir sezgisel duyu organı da olabilir. Görünen ve hissedilenin ötesinde düşünülebilen bilgi bulunmaktadır. Peki düşünülebilenin ötesinde var olan bilgi nasıl en sağlıklı yoldan keşfedilebilir. deneyimlenebilir ve halka açık bir şekilde somutlaşabilir? Bu bilinmeyen olgular hakkında bilgi üretebilmek için doğrudan yaşanan içsel deneyimin vurgulandığı bir alandır bireysel yaşamda yaratıcılık. Bu durumda yaratıcılığı işlemek için gerekli olan bilimsel yaklaşımın kişisel deneyimi de ölçebilecek teorik araçlar kadar sezgisel araçlara da ihtiyaç duyar.

Bir kişinin üzerindeki veya bilinçaltındaki yük, sezgisel teknikler kullanılarak net bir şekilde okunabilir. Ancak burada gelen bilginin nasıl yorumlandığı kuşkusuz önem taşımaktadır. Çünkü içe doğma şeklinde beliren sezgilerin doğrulanması ve rastgele tahminlerin ötesine geçebilmesi için bilinçaltındaki pasif düşünce ve duygu akışlarının üretken ve bilgi almaya açık yapıda olmasına ihtiyaç duymakta. Sevgi bu durumda bizim için sadece bir duygu değil, aynı zamanda hem kendimizin hem de karşımızdaki kişinin iç dünyasından haberdar olmaya yarayan ve eylemleri olumlu amaçlara doğrultan bir etkiye sahiptir. Korku, öfke veya stres gibi haller böyle bir bilgi akışını tıkayıcı özellik taşımaktadır.

Zihinsel realiteyi evrendeki bütün yaşayan varlıkların ortak deneyimlediği bir boyut olarak düşünürsek bilim bu boyutun içinde tüm evreni olabildiğince doğru bir şekilde formülize etme muradına sahip olan bir alan olarak görebiliriz. Ancak aklın mantık yönü kadar sezgisel yönlerinin de ne yönde bir duyumsama ve ifade deneyimi yaşandığını belirleyen bir kuvvet olarak görmemiz zihinsel realitenin kanunlarını daha doğru anlamamıza götürecektir. Zihinsel realitenin kanunları kuşkusuz zaman-mekan veya kültür gibi kısıtlamalardan ayrı düşünülmelidir. Yaratıcılık burada oldukça etkili bir zihinsel güç olarak görülebilir.   

Evrene dair duru bir algı geliştirmek yaratıcı özellikler gösteren bir akla sahip bireyde oldukça önemli bir durum teşkil etmektedir. Özellikle halka açık alanlarda eksik ve yanlış bir algılayış yanlış anlayış üzerinden evrenle uyumsuz yaratıların ortaya çıkmasına, bu da olumsuz eylemlerin ifade edilmesine ve olumsuz olayların gerçekleşmesine sebep olur. Bu türden olumsuz yaratılardan en nihayetinde kendisi ilk elden müzdarip olacaktır. Bu vicdanı da derinden meşgul etmektedir. Bunun engellenebilmesi için kişinin hem içsel hem de dışsal olarak bilinç ötesi yapı ve içerikten hem bireysel hem de bütünün hayrı doğrultusunda üretken ve yaratıcı gelişim için sağlam bir kişilik temeli inşa etmenin önemini vurgularım. Buna çözüm üretmeyi başarabilecek algı ve sağaltım araçlarının gelişebilmesi için gerekli kaynaklar kişinin içsel dünyasına yönelmesi ve potansiyelini keşfetmesi ile sağlanır.

Bu süreç içinde yaşanan ilk deneyimler kişinin günlük şuurunun ötesindeki varlığı algılamaya ve anlamlandırmaya yöneliktir, çünkü içsel keşif şuurun farklı hallerinin deneyimlenmesine sebep olur. Zihninde bulunan içeriğin envanterinin ortaya çıkarılması zihinde bulunan cevherin işlenmesini sağlar. Bu cevherler işlendikçe nitelikli fikirler ve değerler, anlak, algılayış, zeka, yaratıcılık, içsel yetenekler ve ahlaki yapı gibi birey ve ötesine anlamlı etki eden unsurlar hayata tezahür eder. İçsel keşif kişinin kendini sahip olduğu malzemeden başlayarak algıladığı ve yarattığı bir süreçtir. Burada yapılan olumlu hareket kişinin bünyesinde hayat enerjisinin akışını hem nicel hem de nitel olarak belirler. Kendi üzerimizde taşıdığımız olumsuz duygusal yükler, bastırılmaları veya kaçınılmaları durumuna rağmen dışarıya yansıtır; bu durum yaşam enerjimizi tıkar ve algımızı kirletir. Bu duyguları arındırmak ve dönüştürmek bir çok yöntemle mümkündür. Bu yöntemlerin çoğu imgelem ve iradeye dayanır. İmgelem yeteneği sayesinde zihnimize ve evrene niyetimizi ifade edebiliriz. Bu durumda olumsuz duygu ve düşünceleri bir imge haline getirip, bunu zihinsel güce sahip semboller veya yaratıcı imgelem vasıtasıyla olumlu yüklere dönüştürebiliriz.

Bu sayede zihnin ve duygusal alanın temizliği ve dengeleri sağlanır. Kişinin hayat deneyimi de buna göre nitelik kazanmakta ve şekillenmektedir. Yaratıcılık bu durumda bizi imkansız gözüken ama umut edilenlerin gerçekleşmesi için imkan yaratma becerisi vermektedir. Bunun şairane bir yönü de vardır. Sembolleri ilişkilerimizde de imgeleyerek ilişki içindeki bilinçdışı enerjileri de yönlendirebilmekteyiz. Kişinin imgelem anında imgeye yüklediği mana kadar toplumun da atfettiği manevi yük imgenin işleyişini belirlemektedir. Tıpkı ışığın hem dalga hem de parçacık halinde olması gibi ‘mana’ bu durumda duygusal-zihinsel manevi boyutlarda hem maddesel hem de enerjisel bir niteliğe sahip olduğu düşünülebilir. Ancak mana bununla kalmayıp en somut deneyimimize kadar tezahür edebildiği de dikkat edildiği zaman görülebilir ve anlaşılabilir.

Bu dinamik toplumsal yaşamımıza fikir, sanat ve bilim eserleri olarak tezahür etmekte ve yaygınlaşma durumunda toplumsal gerçekliği değiştiren anlamlı bir güç varlığına sahip olmaktadır. Bu ürünlerin yaratım sürecinin içine işlemek de yaratıcı düşüncenin toplumsal gelişimi ile ilgili yapılacak bir çalışma için doğal bir yoğunlaşma alanıdır. Toplumsal gerçekliği etkileyecek bilimsel bir çalışmanın kendine özgü etiği de araştırma yöntemlerini saptamak kadar sorgulanmalı. Hem yapıcı hem de yıkıcı bir tesire sahip manevi kuvvetlerin nasıl fikir veya sözler içinde çıktığı toplumun farkındalıkla inşaa edilmesinin önünü açıyor.

Benötesi şuur hallerinin deneyimlenmesi ile zihinsel ve duygusal sezgilerimiz kollektif konularda etkili olan güçleri ve somut yapıları da algılamamızı sağlar. Toplumun ihtiyaçlarına karşılık veren çözümlerin yaratımı da yaratıcılığın önemli bir eylem alanı olarak görülmesi gerektiğini düşünüyorum. Benötesi şuur ile karar veren bir insanın hareketleri ve yaratıcı ürünleri bütünün hayrına daha kapsamlı ve geniş açılardan doğrulanabilmesini sağlamaktadır.

Bu yüzden bunun üzerine çalışma yapacak bir bilimin bireysel deneyimin içinde benlikötesi deneyimin de bulunabileceği hallerin mümkün olduğunun ve bu durumda deneyimsel-maddi-mantıksal-sezgisel bilginin bilimsel açıdan önem teşkil ettiği görülebilir. Gerçekten de gözlemcinin deneyin objektif olarak etkilediğini gören ve mevcut mantıksal verinin ötesindeki evrende sağlam dayanaklara ihtiyaç duyan bir bilimsel yaklaşıma ihtiyaç duymaktayız. Bireysel deneyimde uzun ve kısa vadeli süreçlerde aydınlanmalara da şahit olunan bir gelişme süreci izleyen yaratıcı akıl ve zekanın gelişiminin yanında bu aydınlamalar manevi ve bilimin mevcut birikimi ile topluma açık bir şekilde ölçemediği yaşamsal güçlerin dengelenmesine ve güçlendirilmesine de dayanmaktadır. Bu durum yaratıcı şuurun bireysel deneyimlerin içinde ortak gelişimini gözlemlememiz için meditasyon ve imgelem gibi zihinsel ve fiziksel eylemle uygulamayı da kapsayan ana kanunların tespit edilmesi kuşkusuz kişisel zihinsel gelişim çabalarını gerektirmektedir. Bu çaba içinde yaşam gücünün aktif bir şekilde gelişimi garantilemesi için sürecin olumlu hal deneyimi içinde zihinsel çalışmalara olumlu duyguların da yüklenmesi önem taşıyor. Bu gelişimde zihinsel pratikler içinde oyunlar da meditasyonlar ve derin düşünce teknikleri kadar etkili olduğunun ve mantık ötesiliğin yaratıcılıkta her zaman yeniliğe götüren bir araç olabileceğinin bilimsel çalışmada tanınması ve buna uygun araştırmaların yapılması deney ve uygulamaların olum etki yaratması, bu bilimsel araştırmada nitelikli bilginin ortaya çıkabilmesi için önem taşıyor. Bir bakımda geleceği yaratımımız üzerinden öngörüyoruz.


 

Yaratıcı Akılla ilgili problemlere dair sunduğumuz çözümleri astral şifahanemizde bulabilirsiniz. BM Raphael’den talep ederek meditasyon veya rahatça uzanma halinde terapiler yapılabilir. Dünya şifa gönüllülerinden şifacılar da bu durumlarda uzaktan terapilere katılım yapmaktadırlar.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s