Meditasyon Sanatı #1 – Özgözlem ve Kundalini

Gizliden gizliye severim sevilmeyenleri. Bilirim ulaştığını onlara da sevginin. Sonsuz bir kaynağı vardır sevginin anın içinde her daim ulaşabileceğin ve zamandan taşan.

Günlük tefekkürümde yaptığım manevi eylemde sevgiyle hareket edebilirim. Böylece sevgi taşıyabilir ve yayabilir, ayrıca sevginin nice halini görebilirim. Bu biraz da her şey için geçerli. Nur, Özgürlük, Adalet, Bereket, Umut, Çare, Sağlamlık, Selamet, Refah, Güzellik, Doğruluk, Hakikat, Hikmet, Anlayış, Merhamet, Güç, Barış, Huzur ve Hayat.

Hayatın ve Varlığın Özündeki nedir?

Bütün bu varlığı ve deneyimi manalı kılan nedir?

Şu anda yolun uzunluğuna bakma, bu mana mevcut ve şu anda, tadını çıkar. Ekşi geliyorsa tatlandırabilirsin. Bu manaya mana katabilirsin. Bu manaya hakikat değerini yerleştirecek olan da sensin. Hayaller de kurabilirsin. Ama inandığın ve niyet yüklediğin hayaller enerjiyi yönlendirecektir ve değişimler bu yönde olacaktır.

Korkmadan ölümü düşünebiliyor musun? Ölüme ne sebep oluyor? Ölümden korkmaya gerek var mı? Ömürlük bilincinin ötesinde bir yaşam olduğunu kanıtlayabilirsin. Ama eceline daha varken de çok çeşitli şekillerde ölüm deneyemini yaşayabilirsin. Sanrılardan öldüğünde hakikatte doğabilirsin. Kendini kurban etmek tam olarak ne demek? Aslında bir kurbanlık durumundan ziyade bir kendini adama hali var. Kendini daha yüce bir şeye adamak da yaşam getiren bir ölümdür. Ölümü nasıl yenebiliriz? Senin olmayan ama sen sandığın şeylerin çözünmesine izin ver, böylelikle Esasına erebilirsin.

Değişime direnç göstermenin temel sebebinde, varolduğun halden feragat etmek vardır. Rahat olman gereken yerde rahat olamıyorsan, bırakman gereken fazlalıkların veya tamamlaman gereken bir eksiğin vardır.

Yaşadığın Ebedi Ana nasıl bir değer katabilirsin?

Bir problemin var mı? Bir ihtiyacın var mı? Bu nasıl çözülür?

Gel beraber bir şifa çalışması yapalım. İşe önce ortalıktan derdi telaşı kaldırarak başlamakta fayda var. Fazla dertleri önce bir kenara bırakalım. Gözün ve gönlün birlikte nasıl bir yerde bulunmak istiyorsun şu anda. Gündelik dertlerden seni uzaklaştıracak doğal bir yerde ya da sıcak bir yuvada, Ruhunun evinde olduğunu düşün. Burayı iyice imgele ve iyice yerleş.

Şifa Nurunun gelmesini seni sarmalamasına izin ver. Nurun varlığını ve geldiği İlahi Sebebi kabul et. O’nun da huzurundasın. Şimdi Nur ne yapacağını biliyor. Nurun sana kendini anlatmasına izin ver, bir süre kapa gözlerini.

Bedenin, nefesin, canın, duyguların, zihnin, aklın, iraden, niyetlerin, gelişimin, karakterin, gönlün, vicdanın, yaşam çiçeklerin, ilişkilerin, cinselliğin, eğitimin, ahlakın, ailen, kariyerin, toplumdaki durumun nasıl? Ne durumdasın? Ruhun nasıl?

Gerçekten önemli olan ne? İstek, arzu ve beklentilerini ihtiyaçlarından ayır. Umutlarını negatif kurgulara ve kuruntulara tercih edebilirsin. Seni ve yaşam akışını gereksiz yere tıkayan şeylerden serbest kalabilirsin.

Serbest bir kontrol hali ne güzel olur? Ama serbestlik hali de kontrollülük hali de ayrı deneyimler, bu ikisinin birleştiği yer mümkündür. Huzur ve selamet hali de böyledir. Nurun omurgan boyunca ve beyninde şifa yapmasına izin ver. Buradan her yeri besleyebilir ve şifalandırabilir. Nur etrafında bir çember olduğu kadar içini de doldursun.

Mana aleminde bu metnin bulunduğu sayfa bir Şifa Merkezine kapı açıyor. Buraya derdini anlatarak şifa talebinde bulunabilirsin. Başmelek İsrafil ile konuştuğunu düşünebilirsin. İlk önce senin kendi kendini şifalandırmanı sağlayan yönlerini aktifleştirelim. Gönlün, Kökün, Tacın ve Gözünde İlahi Nur için giriş kapıları ve Ebedi Varlığının 3 adet kalıcı öz parçası bulunur. Bunların etrafı temizlenebilir şimdi. Burada bulunan problemleri ve düğümleri beraber şifalandırabiliriz.

Zamanın bir yerlerinde yaşadığın olumsuz durumlardan ötürü senden parçalar kopmuş olabilir. Travmatik bir olay, bir ayrılık, bir ölüm, bir kaza, toplumsal bir olay, savaşlar veya kavgalar sonucu bir şeyler eksilmiş gibidir. Onlar arınıp şifalandıktan sonra Gönülde bütünlüğüne yönelik bir şifalanma olacak, bunu zaman zaman tekrarlaman gerekebilir. Şimdi için en çok problem oluşturan ve aklına gelen anılarla ilgili bir şifalanma yaşayabilirsin.

Yazımıza devam etmeden önce mevcut dertlerini Başmelek İsrafile anlatabilir, dilersen bir süre uzanıp Şifa Meleklerinin sana uyumlama ve terapi yapmasına şahit olabilirsin.

Sessizliği dinliyor musun? Sessizliğin içinden neyi dinliyorsan onu dinliyorsun. Daha da sessizliği mi dinlemek istiyorsun. Sadece sessiz olmasını mı istiyorsun? Sessizlikte içsesini de duyarsın. Ama telefonun öbür ucunda her zaman odaklandığın vardır. Kimi dinlemek kimle konuşmak istersin iyi düşün. Odaklandığın yerle bir irtibatın ve alışverişin vardır.

Şuurun nerede merkezlendiği de önemlidir. Bu merkezi bedeninde taşıyabilirsin. Bedeninde nereye merkezlenirsen oradaki yüklere şahit olursun. Merkezini çakralara yerleştirebilirsin, hepsi kendine özgü bir boyut kapısıdır. Merkezini tutarak bir çakraya veya onunla ilişkili olan alemi veya bedeni o çakraya ait hal mertebesinden algılayabilirsin.

Neye odaklanırsan ona dair bir şeyler oluşur. Enerji odağını takip eder ve bunu aktif düşünce eylemin şekillendirir. Tekrar eden düşünceler daha önce kitlenmiş veya alışkanlık olmuş düşüncelerden gelir. Bunları tutup yapıp bozabilirsin, Nurla yeniden yapılandırabilirsin. Aklını gözlemlediğin yerde aklın da bedenlendiğini ve bir evrende yaşadığını görürsün. Nurun aklını da şifalandırmasına izin ver. Burada daha serbest beden içinde daha serbest bir alem vardır. Ancak bu alem de hakikate sabitlenmiştir, sadece o an bir illüzyon görebilirsin. Aklınla da algılarsın, bu anlayıştır. Doğru algıladığını sabitlese bile akıl gelişir ve mevcut içeriği yeniden gözden geçirmesi ve güncellemesi gerekir.

Mantık işleyebildiği veriden sonuçlar üretir. Elde ettiğin bilgiler vardığın kanıları etkileyecektir. Bilgiyi elde ediş şeklinde de mantık vardır. Ölçülerin neler?

Bazen aklını bir yönde çalıştırmak için ufak bir imgeyi tahayyül etmen yeterlidir. Kartal olup havalandığında aklın nasıl çalışır? Aklın o an kartala dönüştüğünde nasıl hareket eder. Başka hayvanlarla da deneyebilirsin.

Her zaman bakış açını değiştirebilirsin; genişleyebilir veya daralabilir, büyüyebilir veya küçülebilir, hızlanabilir ya da yavaşlayabilir, açılabilir veya kapanabilir, merkezini taşıyabilir, merkezini çoğaltabilir, başkasının gözünden ve penceresinden bakabilir, olasılıkları değerlendirebilirsin.

Bedenin içinde dolaşabilirsin. Bedenin içinde sevgiyle dolaşmak şifalandırıcıdır. Bu seyahate çıkmadan önce bir niyetin olsun. Bedenin çok katmanlıdır, bunu sadece fizik bedeninden ibaret görme, tam olarak algıladığın, mevcut bulunduğun nokta, baktığın yer, Hey Sen! Senin tanımın bedenin mi? Şuurunla hayat deneyimi yaşadığın bütüncül bir Nurani bedenin var bunun içinde maddi bir organizma kadar, akıl, duygu, tarihin, geleceğin, planların, muradın, kudretin ve her yönüyle yaşamın var. Fiziksel olarak öldükten sonra da yaşam devam ediyorsa, bunu da deneyimleyen bir bedenin vardır ve onu tam şu anda da deneyimliyorsun. Şuurun deneyimlemeyi devam ettirdiği yerde merkezdesin, peki ya buradayken neredesin ve yapıyorsun?

Eylemler de incelir. Düşünmek ve hislenmek de bir eylemdir. Kanaat getirmek, niyetlenmek ve karar vermek de bir eylemdir. Bir niyet bütün gidişatını değiştirebilir ve bunu istiyor musun? Niyet nihayetine uzanan bir başlangıçtır ve takip edildikçe nihayetinde gerçekleşir.

Her niyetin nihayetinde bir son yoktur, bazı niyetler çiçek açar ve çoğalır. Bazı niyetlerin gerçekleştiği yerde öyle bir güç meydana gelir ki bütüne yayılan bir tesir yaratır. Büyük ve küçük niyetler vardır.

Varolan bir duruma müdahale edilmedikçe değişim gerçekleşmez. Değişimde her zaman öne doğru bir atılım vardır ve bu zaman çizgisini oluşturur. Mevcut bir durum ve koşulun değişkenliği ve değişim için ne kadar güç gerektiği bilinebilir.

Herkesin ve herşeyin bir muradı vardır. Kalbin muradı görevinden görüldüğünden de fazladır. Aklın muradı da. Muradı yaşamla besleyen bir eylemde yakalar ve onda yeşeririz. Murat özdendir. Bir özden açılan herşeyin gittiği açılım yönü de murattır.

Öz ilahidir ve olasılıkların da öncesine dayanır. Öz olasılıkları da yaratır. Bu özü kavramak hikmettir.

Hikmetin dayanaklarından biri basirettir. Basiret kararsız kaldığımız anlarda tatmin etmek istediğimiz bir haldir. Doğruyu yanlıştan ayırt etmek her zaman kesin değildir an içinde. Ama böyle anlarda basiret önünü görebilir. Murat uyarınca öne ilerlemek basiretli bir zihinsel yönelimdir. Murat bizi özde, özde kalmak bizi doğruda tutabilir. Serbest irade murattan bağımsız hareket etse bile yine murada bumerang gibi geri dönebilir.

İdeal Murat özle hizalı olduğu için herşeyle hizalıdır. Bu yüzden bütünün hayrına en az direnç gösteren yolda muradın da hikmeti vardır. Bu hikmet Özün ve Evrenin desteğini almamızı sağlar. Murat ruhsaldır ve gayeden öteye uzar. Murat gayeler açar.

İsteklerin murada uygun hale gelmesi elzem bir enerji hamlesidir. Bu hamle boşa harcanan beyhude çabalardan azade olmanızı sağlar. Sabır ve dirayet gösterilmesi gereken bir yolda sizi dinç tutar. Beklentilerini evrenle uyumlu tutmak da bir basirettir.

Biraz da burada evreni olduğu haliyle görmeyi ve anlamayı amaçlıyoruz. Hikmet buradan gelişir.

Biraz da burada kendimizi olduğumuz haliyle bilmeyi ve anlamayı amaçlıyoruz.

Biraz da bunun içinde Tanrıyla bir alış verişimiz ve kendimizle/evrenle bir alıp veremediğimiz var. Mevcut halinden memnun olmasan bile kendinden başlayarak herşey ile olan ilişkini değiştirebilme yetisini içinde taşıyorsun. Yaptığın her somut ve soyut eylem içinde yaratılış sürecin de devam ediyor. Daha üstün bir gözle gördüğünde ondan da üstün bir gözle hizalanabilirsin. Daha üstün çareler getirilebilir.

Sana azap veren birşeye yoğunlaştığın zaman onu çözebilirsin. Ancak mevcut problemi yaratan halden daha aşkın ve daha çözümcü bir hal ile bakmalısındır. Bu yüzden problemleri devam ettiren olumsuz bakış açılarından arınmalı ve azade olmalısın. Çözüm her anda mevcut, sabit unsurlarda ve dinamik hareket içinde bir takım şeyler müdahaleye ihtiyaç duyuyorsa bunu yapmak.

Herşeyi baştan mı alalım?

Arındırmak istediğin şeyle arındırma niyetiyle yüzleş. Bu mevcut halini her zaman olumlu etkiler.

Mevcut halinin bir dökümünü çıkar. Ne durumdasın? Halin ve vaktin nasıl?

Kendinle ve içseslerinle samimi bir konuşma yapabilirsin kalbindeki evinde. Önemli olan şeyleri not al. Direkt yaşamına bak, hayat içinde ne durumda, nasıl akıyor? Kundalini’yi dinle, nerede sabit duruyor, sana nereyi gösteriyor, omurganda nerede? Sana ne anlatıyor? Kundalininin gözünden gör, bu Hayy el-Yakin’dir. İlahi Kundalini Özden gelen Ruhtan Maddeye bütün celseleri açan enerjidir ve Birliğiyle Mutlak O’nun varlığıdır. Bu haliyle O şahdamarımızdan daha yakın olandır. Sevgiyle bak kendine ve senin kendine olan inancını sarsan yerlerde gücünü tam olarak bu enerjiden alarak her şeyin üstesinden gelebileceğinin bilincinde ol.

İçinde bulunduğun evrene de ilgini ayır. Tam olarak içinde bulunduğun ortamda, direkt olarak çevrendeki insanların, toplumun neye ihtiyacı var? Sen ne sunabilirsin? Yeteri kadar ortak bir katılımla fedakarlık göstermediği sürece bir toplumun ihtiyaçları tam olarak karşılanamaz. Toplum bunu kendi namına ve lehine kontrol etmelidir. Herkes gönlünden bunun için katılım yapabilir. Hepimiz bunda ortak bir gerçeklikte etkin elemanlarız. Toplumun işler sistemlere ihtiyacı vardır ancak bu doğal bir oluşumdan ileri gelir. Hayatı yaşadığımız bedenlerimizin de sistemlerden oluşur, ancak yine de doğaldır. Doğal sistemi her zaman görürüz ve bunun içinden ayıklayabildiğimiz kadar farkına varırız. Gün be gün buna dair anlayışımız artar. Gayb ortamında da bunun katılaştığı bir hakikat vardır, bu da mutlak anlayışın gördüğüdür. Dünya’nın Merkezi ve Mutlak uzamın merkeziyle aynı anda hizalanarak hayatın merkezinden bakarsan manevi ortamı da net görebilirsin. Burayı daima özgürce yaşayacağımız bir yer yapabiliriz. Peki yaşamı meydana getiren mutlak güce sahip Yaratan evrende nasıl varoluyor ve nizam kuruyor, bunu nasıl yapıyor?

Bir evrenin içinde herkes algıladığı kadar bir evren içinde yaşıyor. Ancak mevcut evren ile zihnin tahayyülü ile algılanan evren arasında bazen uçurumlar ve girdaplar olabilir. Beraber algıladığımız zaman bunu doğrulamak için şansımız vardır. Hakikati beraber yaşadığımız gibi aklımızda da beraber inşa edebiliriz. Zihinlerimiz de birbirlerine dokunabilen ve iletişim kurabilen bedenlere sahiptir. Ben şu an içinde yaşadığım evreni duyarak ve ona ihtiyaçlarını da sorarak yazıyorum, belki de şu an seni dinliyorum?

İç Dünyan senin şekillendirdiğin kadar şekillenir. Görünmeyen bir şey bile olsa ona odaklandıkça onu tanımlayabilir ve anlamlandırabilirsin.

Enerjiyi yoğunlaştırmak için her zaman nefes egzersizleri yapmana gerek yok. Ancak nefesini ve düşüncelerini her an kontrol altında tutabilirsin.

Sevdiğin ve gerçekten muradından gelen şeyleri yaptığın zamanlarda da enerjiyi uyandırabilirsin. İnsan’ın önemli bir muradı kemaliyetine ermektir. Kemaliyetin koşulları nelerdir? Şimdiden kemaliyetine ulaşan yolu muradın olarak görebilirsin. Bu Allah’ın da muradıdır ve bu yolda sana her zaman destek ve rehber olur, sorularını cevaplar. Hayy’dan dinlediğinde O’nu duyarsın. Hayatını dinle ve müziğinden halini anla. Bu yola kimliğini adasan güvende olursun, bu doğrulukta Hidayet, Basiret ve Şehadet vardır.

Şimdi bil ki Ruh en yücedir ve İradenin de Aklın da Duyguların da Canın da Bedenin de hakimiyetine sahiptir. Aklın aracılığıyla Ruh düşünceleri, duyguları, canı ve bedeni idare edebilir. Hepsi Ruhun sözünü dinler. Ancak akıl merkezinde bir şuur halindeki birisi Ruhunu duymayabilir. Bu durumda içinde bir çelişki olur ve sanrılar oluşur. Çeşitli meseleler insanı alıkoyar ve zaman zaman insan ruhunu unutur, kimi zaman bu uzun da sürer. Ancak Ruh merkezdedir ve müziği hayat boyu devam eder. Onun müziğinden halimizi anlarız. Duymak için kulak kabartırsak ses gelmese bile duyar veya hissederiz. Bu yaşamdan hakkımızdır.

Esasını anla. Sen zahirden ötesin ve biçimsiz bir varlığın da var. Ancak varlığının da içeriği var. Bu içerik biçimden bağımsızdır. Kendini bilerek, esasınla kimliklenebilirsin. Bu esas bir ömürün içine sıkışmaz, şimdiyle birlikte ebediyettedir. Sonsuz bir varoluşun içinde sonsuz merkezden biri olarak yaşarız. Herbirimiz kendi hayatımızdan sorumluyuz ve hep birlikte ortak yaşamda kendi varlığımızın ölçüsünde pay alıyoruz. Ne eksik ne de fazla. Ama her zaman sahip olduğumuz şeylerle ileri gittiğimiz bir yol var.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s