Astroloji ve Simya / Harita Üzerinde Dönüşüm Seyri

Astroloji bir Simyacı için çok değerli bir teşhis ve dönüşüm aracıdır. Kundalininin fotoğrafını çeken Astrolojik Haritalarda neyin ne durumda olduğunu bize gösteren Haritaya bağlı olarak Durumu gözlemlememiz ve Harita Göstergelerinin Dünyevi ve Manevi Eylem planında işaret ettiği olguları bulmaktır.

Bu olguları bulduğumuzda karanlık veya negatif olabilirler. Simya sürecinde bunlar dönüşüme veya arındırmaya girecek olgulardır.

Astrolojiye çoğu kişinin bakış açısı kendini daha iyi tanımaktır. Ama bu tanımanın en yüce hayrını açmanın yolu, doğru bir gözle yüzleşebilmektir de. Simyacı Düşmanlıklarını Dostluğa çevirmeyi de bildiği zaman yetkinlik sahibi olabiliyor. Astroloji Kundaliniden ayrı kaldığı zaman Simya imkanına darbe vurulur. Kundaliniye farkındalık göstermek aslına bakarsanız her Astrologun boynunun borcu olduğu kadar, bir Astrologun da eğitim programının önemli bir parçasıdır. Yaşam enerjisinin önünü tıkayan şey, bir Astrologun getirdiği yanlış bir yorum da olabilir.

Yaşam Gayesi konusuyla Astrologların çok ilgilenmesi sadece MC noktasının öneminden değil, aynı zamanda Astrolojik Göstergelerin Ruhsal Katlarının da açıkça hayırlı yönlerinin elde edilmesi ve akabinde ruhsal kazanç sağlanmasına vesile olur. Ancak Ruhsal boyuta dair anlayışın önündeki toksinlerden arınmadan bu konuya yoğunlaşmak da yanlış fikirlerin doğmasına sebebiyet vermekte. Bu yüzden Karanlığından arınmayan bir Astrologun kaş yaparken göz çıkarabileceği de düşünülmelidir. Bilimsel Etik düşünüldüğü zaman Mitoloji, Felsefe, Yoga (Hatha, Karma, Mantra, Yantra, Raja, Laya, Bhakti, Kundalini Yoga Dallarının bir birleşimi), Maji, Tantra, Tao, Simya, Anjeloloji ve Demonoloji gibi bilgilere sahip olmadan Astroloji ezoterik ve ruhsal açıdan kısır bir uğraş olabilmektedir. Bu durumda farkındalık yaratmak, şifa ve olumlu değişimlere sebep olabilmesi için ezoterik/ruhsal öğretilerin ve pratiklerin de bilinmesi önem taşır. Aksi takdirde çember döner ancak ötelemez ve ileri gitmez, bu durumda gelişim durur.

592e887131bc9b7793606537fc93b1e3Mitlerin yeniden yazılmaları, Kundalini enerjisinin Kozmik ve Toplumsal görülerinden insanların haberdar olmaları içindir ve bu devirde Edebiyat bu görevi üstleniyor. Edebiyat Eleştiri kuramlarından haberdar olmak da Harita Okuma teknikleriyle harmanlanabilecek Astrologların ilgisini çekebilecek bir uğraştır. Bu edebi eleştiri kuramları yanı sıra akademik bilgi üretme yetkinliğine sahip psikolojik, sosyolojik, antropolojik ve çeşitli disiplinlere şekil veren kuramların astrolojiye uyarlanmasında önemli kapılar açılabilir.

Dönüşüme giren negatif olgu ilk önce iyice incelenir ve ayrıştırılır. Bu saflaştırma için gereklidir. Burada negatif olgunun kaynağı çözüldükten sonra açığa çıkan enerji şifa ve gelişim için kullanılabilir. Enerjinin boşa israfını sağlayan kaçaklı sistemlerin ve düşünce kalıplarının gedikleri kapatılır. Olumlu olayların gerçekleşmesine engel olan kapalı devre düşünce yapılarının da ya açılıma götürülmesi ya da daha uygun bir yapıyla değiştirilmesi gerekir.

Bu bahsettiğim iki çeşit olgu bir çok insanın üzerine yapışmış alışkanlıklardan başka bir şey de değildir. Bunlar aynı zamanda her sabit yıldız, gezegen, ev ve burç bazlarında karşımıza çıkan karmik yapılara işaret etmektedir. Bunlara yapılan dönüşüm işlemi haritaların açılmasını sağlamaktadır.

Bu süreçlerin bir Astrolog tarafından dikkatle takip edilmesi, sadece haritadan değil madde bedenindeki dönüşümlerle teyit etmesi hem etik hem de epistemolojik bir sağduyunun gerekliliğidir. Ha keza Astral Seyahat ve Işık Beden Çalışmaları ile de Astrolojik veriler haritaya bağlı kalmadan an içinde okunabilir, gözlemlenebilir ve dönüştürülebilir. Astral Plan ile Dünyevi Plan arasındaki köprüde Astrologlar da önemli bir rol üstlenebiliyorlar. Bu yüzden Astral ve Mental yeteneklerin geliştirilmesi için özel çaba Yoga ve Simya ilminin pratiği ile mümkün olmakta. Bu açıdan bakıldığı zaman Dünya Merkezli Haritaların genel olarak hapsedici bir doğası olduğu anlaşılmalıdır. Bu yetenekler geçmiş yaşamlardan kalan Astral Negativite, Hastalık ve Yaraların şifalanması ile aktifleşerek doğruluk ve erdemlerle doğrulanabilmektedir. Bilginin doğru alınması ve yorumlanması sadece yeterli görülmemeli, doğru hareketin de gerçekleşmesi tabiatın şartı olarak önümüzdedir.

Simyada Şifa vardır. Felsefe Taşını arayan Simyacı bir yandan da Evrensel Şifayı da özünden açmanın yolunu aramaktadır. Bu süreçte haritadan yola çıkar. Ancak Dünya Merkezli haritalarımız Dünyevi kişiliğimize ve ömürümüze sınırlıdır. Benötesi varlığımıza dair açılımları elbet vardır ancak benötesi varlığın açılmasında Astrolojiden başka durumlar da doğal olarak devreye girmekte ve Astrolojinin şu anki görüşünün ötesinde olguların gerçekleşmesine sebep oluyor.

Gezegenler ile verilen sınavların geçilmesinde haritadan bağımsız hale gelmek mümkündür. Bu durumda Güneş Merkezli Haritalara bakmak daha kullanışlı olabilir çünkü Güneşin sembolik anlamına da işlediğimiz zaman Nur unsurunu görebiliriz. Ego merkezli bir kimlik algısının Nur gibi bir güçten beslenen Ruhsal Esas karşısında çok dayanamayacağı açıktır.

Her gezegen ve çakranın dengeli bir şekilde bütün boyutlarda çiçek açabilmesi için belli başlı ilimlerin öğrenilmesini ve uygulanması gerekir. Astroloji bilgisi özellikle Boğaz çakranın açılmasına yardımcı olur ve Merkür gezegeniyle ilgilidir, ancak bu bilgi bütün Çakra sistemine de uygundur çünkü Merkür de Tanrıların habercisidir, Anjelik bağlantıyı da gerçekleştirdiği için Merküryel olduğunu söyleyebilirim. Boğaz çakranın açılması Üst Mental boyutun tertibinin de oturmasıyla mümkündür, bu hususta Astroloji bizi oluşturan bütün unsurlardan haberdar olmamızı sağlayan önemli bir teşhis aracıdır. Ancak bir teşhis aracına sahip olmak sadece bakmamıza ve görmemize yarar, probleme çözüm getiren anlayış içinde bir unsur olabilir ancak çözümün kendisi değildir. Merkür Astrolojiden ibaret değildir ve bütün ilimleri bilen bir yapıya sahiptir. Boğazda açılması gereken bilginin çeşitliliği düşünülünce sadece Astrolojinin de buna yeterli olamayacağı anlaşılmalıdır. Aksi durumda ilmin hakikat standartları da göz önüne alınınca Merkür kendinden bile haber edemeyen halde gözükür, bu sistemde büyük bir açık yaratır.

Merkür gezegenin dönüşümü ve gelişimi sadece Kendini İfade etmek üzerinden aynı zamanda Evrenin de Esas Hakikatinden haberdar olmakla mümkün olmaktadır. Kişisel açılımın Benötesi açılıma öncü değil, eşzamanlı olduğu burada aklımızda olmalıdır. Toplumsal bazda Merkür Bilimdeki gelişmemizi de bize söylemektedir. Bilimsel bilgi üreten bir mental hareketlilik de üreten Merkürü bir bilim insanının ya da bir üniversite öğrencisinin mental donanımına işlerken Astrologların basmakalıp rutin anahtar kelimelerden haliyle koparak daha organik ve oturaklı savlarla gelmesi kuşkusuz kendi Merkürünü ne kadar işlediğiyle alakalıdır. İkna beceresi ve retorik kabiliyetler de Merkür’ün açılımına yardımcı olur. Ancak Bilim ve Metafizik İlimler ile Merkür ve ilişkili olduğu enerji merkezleri terbiye edilebilir. Merak edilen, uğraşılan ve uzmanlaşılan her bilim dalı Boğaz çakraya kuşkusuz etkiler. Keza bilgisizlik de cehalet doğurduğu kadar Boğaz çakraya düğüm yapabilir. Taç çakra da özellikle Anjelik düzenlerle irtibat halindeki kişilerde Merkür ile önemli bir bağlantı kurar. Bu bağlantıda ruhsal hakikati ifade etme gücü de Merkür ile alakalıdır. Ancak haritanın bu katmanları Merkür’ün Güneşten bağımsız hareket ettiği Güneş Merkezli Haritalarda daha rahat görülebilmektedir. Dünya Merkezli Haritada Güneşin veya Retro hareketin koşullandırmasına bağımlı kalmak ve bunu vurgulamak, bu türden yeteneklerin açılmasına engel olabilir. Farkındalık için yenilikçi araçlara da ihtiyaç duyduğumuz bir alandır Astro-Simya.

Dönüşüm sürecini takip etmeden dönüşümle ilgili yorum yapmak eskinin hatalarını tekrar etmek olabiliyor. Akılsal gelişimin sonucu ortaya çıkan zeka ile görece imkansızlıkların aşılması an meselesidir.

Gelenekleri inşa ettiğimiz temeller ve manevi çağrışımlar da sorgulanmalıdır. İdeal gelişim göstermiş çakralar hem eril hem dişil hem de cinsiyetten bağımsız nitelikler taşırlar. Bu durumda gezegenlerin çakraları etkileme biçimlerinde cinsiyet koşullandırması yapmak büyük bir lanetin de başımızdan kalkmasını engelliyor. Astrolojide gezegenlere Tanrı ve Tanrıça adlarının verilmesi Mitolojik bir hikmete sahip olduğu kadar, yanlış anlaşıldığı zaman da abesle iştigal ile oyalanmakla geçen yıllara sebep olabilir. İnsan içinde devinen hayat karşıtları birleştirir. Bir gezegenin temsil ettiği manevi güç dişil veya eril diye sınırlandırıldığı yer ancak Ay Altı alemlerdedir. 3. Gözü açılan birisinin bu sınırlandırmayı inançlarında tutması en nihayetinde Kalp ve Taç çakra gelişiminin önünü kapar, türlü psişik rahatsızlıklar oluşturabilir ve bu durum kişiyi irfandan koparır. İrfanda hayat ve şifa vardır. Cinsel şartlanmaların kör düğümlerinin çözülmesi de incelikle izlenmesi gereken bir dönüşüm sürecidir ve bu bütün gezegenlerin çalışma şekline etki eder. Mars bir anda karşınıza bir Kadın olarak da gelir ve bu doğal olarak Savaşçı Tanrıça Minerva (Athena) gibi davranır. Ancak Gündelik Hayat içinde Emek ve İşi de temsil eden Mars gezegeni kuşkusuz Minerva’nın temsil ettiği Kurnazlık yani Strateji kadar El İşçiliği ve Zihinsel Sanatlar ile de alakalı olacaktır. Cinsiyet bağlamında aşkınlık göstermek bir yandan yeni ve kişiden kişiye değişim gösteren anlık doğru tekabülleri keşfetmemize yardımcı olur.

Venüs gezegeni ile ilgili olan ilimler arasında Toplumsal Bilinç, Sanat, Estetik, Ruhsal Cinsellik, Aile ve Grup İlişkileri, Okul ve Eğitim, Arketipler, Sevginin Anlayışı, Temel Değerler ve Toplumsal Alanlar bulunur. Venüs gezegeniyle ilgili en önemli yüce değerler arasında da Bütünün Hayrı gösterilebilir. Bütünün Hayrı bütün Gezegenlere atfedilebilen bir değerdir ve her gezegen kendi yoluyla bu değeri sergileyebilir.

Ancak Merkür, Venüs ve Mars’ın yüksek oktavları olduğu düşünülen ve gözlemlerle de toplumsal skalada tutarlılık gösterdiği görülen Uranus, Neptün ve Plüto da bu gezegenlerin hem kişisel hem benötesi seviyelerde dönüşümünün önünü açan gezegen tesirleridir. Bu gezegenlerin maddi vücutta bulunmayan ancak Manevi Planlara ait bedenlerde özellikle birlik bilinci yapıları oluşturan çakralarla rezonans yapar. Bu tesirlerin açılımı ve yaşattığı dönüşümler madde planında sabitlenmiş bir şuur için çok yıkıcı ve korkutucu olabilir, ancak Güneş Sistemindeki bütün Gezegenler Çakralara daima işlemektedir. Bu gezegenlerin de mesul olduğumuz Zaman Derslerini içerdiklerinin bilincinde yaklaşmamız gerekir. Modern Simya’yı Klasik Simya’dan ayıran en temel farklardan biri budur. Kadim Dönemlerden beri Simyacılar bir şekilde bu tesirlerin farkına varıyorlardı ancak Astrolojik araçları bu verileri fiziksel yolla almak için yeterli değildi, ancak psişik yollarla ve ruhsal anlayışla gözlemleyebiliyorlarsa gözlemleyebiliyorlardı.

Bu gözlemleyebilme yeteneğinin dayanağı Simyacının kendi içinde yaşadığı dönüşümün seviyesi ve şiddeti ile yakından alakalıdır.

Reklamlar

2 Comments

  1. Geri bildirim: tabletkitabesi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s