Gezegen Bilinci – İnanç ve Akıl

Alışkın olduğunuz düşünce ve duygu kalıplarından çıkmanız ortamınızda bulunan değişim rüzgarlarının olumlu sonuçlar doğurması için önemlidir. Değişim ilahi bir yasadan ileri gelir ve düşünceler alanında doğrulamalarınızı yapıldığı takdirde doğru akışla akmayı öğrenebiliriz.

Dünya üzerinde Birlik Bilinci gün be gün oluşmaktadır ve Türkiye en büyük bölünmesini Akıl ve İnanç alanlarında yaşamaktadır. Akıl da İnanç da aslında direkt olarak yaratıcı kaynaktan gelen İlahi Işın tesirlerinin Dünya planındaki önemli anahtar kavramlarındandır. Ancak akıl ve mantık ile hareket edenler ruhsal alanın yasalarını bazen göremeyebilirler, çünkü akıl deneyimlediği kadarını işleyebilir. İnanç ise uygulandığı zaman deneyimlenir. Akıl ve İnanç birleştiği zaman evrendeki ruhsal yasalar da anlaşılabilir.

Aklın görevlerinden biri inançları süzmektir. Bir yerde her gün beş vakit büyük bir grup insan Allah’a ibadet etmek için Namaz ibadetlerini aksatmadan yapıyorlarsa bu güruh ortak bir bilinç oluşturur. Toplu ibadetlerin genel amacı bu ortak bilinci soyut planlarda oluşturmaktadır. Buna Akıl ve Fikir birliği de dahildir. Bu da grubun farkındalık seviyesi kadar açılır. Ancak akıl ile bu bilinci anlamak da bu oluşan birlik bilincinin doğru bir şekilde somut plana indirilmesini sağlar. 21. yüzyıl aydınlanma çağına girildiği zaman Aklen gelişme yolunda ilerleyen bireyler Dini mantıksız olarak gördüğü için Dinden uzaklaşmıştır. Dinden uzaklaşmaları Dindardan da kopmalarına sebebiyet olunca Dünya bilincinde ayrılıkların olmasına neden olmuştur. Hal böyleyken Barış, Huzur ve Denge iki tarafın arasında oluşamamaktadır. İbadet edip etmeme hürriyetine herkes vicdanen sahiptir, bile Din’in getirdiği öğretiyi sorgulamadan tamamen boş bir yapı olarak görmek, aslında akli bir tembellikten ileri gelir.

Akıl mantıktan ibaret değildir çünkü duyguları da kapsamaktadır. Meditasyon, ibadet ve tefekkür farkındalıkla yapıldığı zaman duygular, arzular ve inançlar akılla uyumlu halde çalışabilmesi için aklın mantığa dayanmayan yönlerinin açılmasını ve dengelenmesini sağlayabilir. Bilim ve Felsefe ile gelen bilginin Dini çevreler tarafından kabul edilmesi için de ikisinin birbirleri ile anlaşabildiği uyum ortamları ancak bireyin içindeki Din ile Bilim arasındaki görece karşıtlığının dengeye gelmesi ile mümkün olabiliyor. Aslında bu iki kavram birbirlerine düşman veya zıt değil, sadece farklı renklerdir. Bilimin ışığı insanlık şuurunun açılmasını sağlamaktadır ancak hem kendi içimizdeki hem de dışımızdaki ayrılıkları birleştirecek Sevgi, Hoşgörü, Anlayış ve Hizmet aslında tamamen sağduyudan gelmektedir.

Balık çağı boyunca dinlerin toplu ibadetler ile yaptığı gezegendeki herkes için ortak ruhsal bilinç alanlarının oluşmasını sağlamaktır, burada vurgulanan en önemli anahtar kelime birliktir. Gruplar içinde birlikten Gezegen içinde birlik seviyesine geçiş yapılması durumunda gezegendeki manevi atmosferin rahatlayacağını görebilirsiniz. İlahi yasalar böyle bir mekanizma sayesinde Dünya içinde gerçekten var olabilir. Bir çok değişime şahit olsak bile 2. İlahi Sevgi ve Hikmet Işını ve 6. İlahi İdealizm & Kendini Adama Işınlarının vurgulandığı Balık çağının özündeki yasalar Kova çağında geçersiz değildir, yeni çağ bireylerinin ilk önce bunu anlamaları gerekir.

6. Işının doğru kullanılması durumunda Birlik, Uyum, Denge gibi evrensel idealler gerçekleşebilirken, bu tesir doğru işlenmediği zaman Fanatizm, Terör ve Din Savaşları gibi durumlar açığa çıkabilir. Bu tesiri doğru işleyen güçler de Sevgi, Akıl ve İradedir. Fanatizme düşme durumunda ilahi anlayışın Aklı gelişkin bir bireye yansıması karşısında eşit derecede bir fanatik ile karşılaşacağı durumlar oluşmasını sağlar. 6. Işın tesiri şu anda ruhsal planlar tarafından Birlik bilincinin oluşturulması ve Dünyanın Evrensel İrade ile hizalanması ve sabitlenmesi yönünde çalışmaktadır. Bu yüzden 2. İlahi Sevgi ve Hikmet ışınının Kalbinizi doldurmasına izin verin. Bu bir çok taraflı durumların dengelenmesi ve Gezegen Bilincinin oluşması için uygun bir uyumlama olacaktır.

Yardımlaşma ve Kardeşlik özümüzden ve kalbimizden gelir. İçinizdeki yardımlaşma ve kardeşlik duygularını vurgulayan Din’in özüne ulaşmak için otomatik kalıplardan sıyrılmak gerekir. Şu anda yaşanılan olayların suçlusu Din olgusu değil, Dini uygulayan bireylerin içindeki ayrılıklar, duygusal-düşünsel alandaki problemlerdir ve yanlış alışkanlıklardır. Bu problemlerle şu anda içinde bulunduğumuz şiddetli ortamı oluşturan eylemler ile somutlaşmaktadır. Kollektif olaylardan bütün kollektif eşit oranda sorumludur.

Türkiye’deki entellektüel çevreler halk ile kendileri arasında mesafe koyma ve kendinden ayırmayı tercih etmiştir. Şu anda bu tercihlerinin sonucunda karşılarında sürekli ‘cahil, uygunsuz, yobaz’ gibi olumsuz yaftalar yakıştırdığı bir güruhun yaptıklarına şahit olmaktadır. Bu kendi ışığının halka ulaşmamasından dolayı doğal olarak oluşmuş bir problemdir. Aslında karşısında gördüğü kendinden bir parçadır ve düşmanca bir durum içinde olmaları iki tarafında Kalp seviyesinde yaşadığı kopmalardan ileri gelmektedir. Aslında bu tarz ayrılık durumları Sevgi için bir alan oluşmasına fırsat verirken, Sevgi ile hareket etmek yerine düşmanlık beslemek veya üstünlük komplekslerine girerek karşı tarafı düşünce ve sözde aşağılamak büyük bir aptallıktır. Karşısındakiyle olan ilişkisine bakılınca aynı derecede ‘Uyumsuz, Ruhsal konularda Cahil, Aklen Yobaz ve Cani-Kurban’ hale getirmektedir. Bazıları toplumun yarısının katledilmesine çok rahatlıkla gönülden istediğini söylemektedir. Karşılığında da Türkiye Teokratik ve Diktatörlük rejimlerinin fikirleri kuşatmasıyla tehdit edilmektedir. Gönül böyle şeyler istemez dostlarım, bu sadece onun attığı çığlığın yanlış yorumlanmasıdır. Bize doğru yolu gösteren içsel bilişin tohumu gönlümüzdedir.

Akıl sahibi olduğunu düşünen kişinin akıldan yana problem yaşayana kendi aklıyla yardım etmesi, kardeşliğin önemli bir dersidir. Gönül aklın doğrulukla dengelenmesini sağlayan bir yapıdır. Ancak bunun içinde inanç duvarına toslaması durumunda, inançla yaşayan birini anlamaya dair eksik olduğunu da görmesi, Kalbinde ve Gönlündeki ayrılıklarla karşılaşmasına ve buradaki problemleri çözmesine kapı açmaktadır. Akıl ile hareket etmek büyük oranda gururun oluşmasına sebebiyet verebilmekte ve bir takım başka rahatsızlıkların da oluşmasına sebep olmaktadır. Özellikle Dünya üzerindeki eğitim sistemleri bireylere ikilikli kalıplar halinde düşünmeyi öğretmekte ve bu kalıpların içinde birey ötekiyle olan ilişkilerini anlamaktadır. Birey kendini kanıtlama zorunluluğu hissettiğinden ötürü hayatın içinde gurur ile kendine savunma mekanizmaları oluşturabilir. Gurur bu tarz durumlarda bırakılması gereken ilk kalıptır, keza karşıt güçler arasında denge oluştuğu zaman ancak düzen olabilir. Gurur tarafların kendilerini daha üstün görme yanılsamasına sebebiyet verdiğinden, Hakikat alanından gelecek dengeleyici tesirler bu ego kalıbının varlığında akış gerçekleştiremez.

Her din kozmik yasanın özünü içinde barındırmaktadır. İslam Dini çerçevesinde Kur’an-ı Kerim dışında Esma’ül Hüsna bu özün anlaşılması yönünde en önemli unsurlardan biridir. Esma’ül Hüsna içinde bulunan Esmaların hepsi tüm varlığın içinden akan Kutsal Ruh veya Kundalini gibi isimlerle tanınan İlahi enerjinin niteliklerini belirtmekte ve insanın fiziksel ve ruhsal genetiğindeki kodları bize açmaktadır. Bu isimlerin içindeki özdür aslen orada bulunan ve Esmaları zikretmek genetiği aktifleştirmek için bir kapıdır. Bu herkeste vardır ve içimizden akan Kundalini Enerjisinin özelliklerini bize tanıtır ve böylelikle Tanrıyı, Evreni ve Hayatı anlamamızı sağlar.

Dine inanmak ve Dini uygulamak bir tercih meselesidir. Ancak dininde özünde bulunan Ruhsal Hakikatlere “Yok” demek en nihayetinde bir boş bulunmuşluktur. Herakleitos’un aktardığı üzere “İnancın meyvelerinden inananlar nasiplenir”. İnanç en başta eğer inanılan şey hakikat ise kendini gerçekleştiren bir yapıya sahiptir ve gerçekleşmişse uyum sağlanmalıdır. Bütün evreni yaratan tek bir Kadir-i Mutlak güç ile iletişimde olmak bütün evrenle iletişimde olmak demektir. Bu güç halihazırda sadece Dünyada değil, bütün evrendeki Yaşama nüfuz etmektedir. Tanrı aklınızı rahatlıkla görmekte ve aklınız sayesinde iletişim kurmanıza kapı açmaktadır ancak bunu kapıyı siz muhabbet ile açarsınız. İrfan dahilinde din asla Tanrı ile aranıza girebilecek bir güce sahip değildir, ancak kalbinizin özündeki hakikati sorgulayarak süzmek aklınızı Tanrıya ulaştırır. Gerçek özgürlük bu bilince eriştikten sonra size gelir çünkü bu size Hakikat bilgisi taşır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s