Krizleri Önlemek ve Farkındalık

Eskiden Çinliler doktorlara düzenli olarak giderlerdi ve hasta olmadıkları sürece doktorlara para verirlerdi. Hasta olunca da para vermezler, iyileştirmeleri beklenirdi. Doktorun becerisi kendine gelenlerin hastalanmaması üzerinden ölçülürdü. Bu aslında sağlığa sağlıklıyken değer vermek anlamına geliyor. Bu yüzden bu anektodu ilk duyduğum zaman çok etkilenmiştim ve bu farkındalığımı kendi hayatımda uygulamaya koyabileceğim alanlar açmamı sağlamıştı. Halimize şükretmek bunun güzel bir örneğidir ancak bu farkındalıkla bakınca sağlıklı ve dengeli halimizi koruyarak aslında şükretmeyi eyleme koyuyoruz.

Önleyici yaklaşımlar hem Modern hem de Geleneksel Tıp ve Psikolojide vardır ve önemli bir bölümünü oluşturur. Krizler ve hastalıkları Psişik Sinyaller, Enerji Dengesizlikleri, Biriken Olumsuzluk veya Astrolojik olarak önceden görebilir veya tahmin edebiliriz. Ancak bir Hekime, Şifacıya, Psikologa, Kişisel Gelişim Danışmanına veya Astrologa niyeyse her şey sarpa sardığı zaman gitme alışkanlığına sahibiz. Ancak bu kişiler her zaman erişim alanımızdalar ve bize sadece kriz ve hastalık zamanlarında değil, bunları yaşamadan önce de yardımcı olabilirler. Böylelikle krizleri önceden görebilir, etkilerini hafifletebilir veya tamamen önleyebiliriz.

Elbette bazı kriz durumlarını önleyemeyiz ve bir çok hayat dersini krizlerden çıkarabiliriz. Ancak önlenebilir olan krizleri önlemek bir ustalık göstergesidir. Buradaki ustalık da öğrendiğimizi uygulamamız ve eylemlerimizin evrensel yasalar dahilinde hem kendimiz hem de bütünün faydası için hizmet etmesiyle ölçülebilir. Çünkü burada krizleri önleyerek aslında kriz yaratmamayı öğrenmiş oluruz. Ayrıca krizleri önlemek veya yaratmamak, içsel nizam ve güzelliğin dışarı yansımasına ve korunmasına da hizmet eder. Krizlerden tasarruf ederek enerjimizi güzelliği ve huzuru hayatımıza daha güçlü bir şekilde sabitlemeye ve daha olumlu deneyimleri hayatımızda yaratmaya ayırabiliriz.

Krizleri olumsuz unsurları yıkmak ve olumlu karşılıklarına çevirmek, hayat dersleri almak için bir fırsat olarak görebiliriz. Ancak bazen krizlerden de hiç bir ders almadan çıkarız ve tekrar tekrar yaşarız. Krizler farkındalık kazanmamızı garantilemiyorlar aslında. Dönüşüm fırsatı kendini gözlemleyen ve tanıyan birisi için kriz durumlarından bağımsız olarak her zaman vardır ve uygun yöntemler kullanarak birisi kendini istediği zaman istediği doğrultuda dönüştürebilir. Farkındalık da krizlerle değil aslında merak ederek, araştırarak ve sorgulayarak, farklı bakış açıları geliştirerek kazanılır. Bu durumda krizler bize belki de sadece dayanıklı ve kararlı olmayı ve kriz durumlarında kendimize ve olaya hakim olma ve uyum sağlamayı öğretebilir. Bu da kendi açımdan şöyle özetlenebilir;

– Yaşadığınız olayı kişisel almak yerine derin bir nefes alın ve stresinizi bırakın kendinizi merkezleyin.
– Enerjinizi tasarruflu kullanın. Duygusal olarak sarsılmak yerine dengeyi araştırın.
– Konuya etraflıca bakın ve bütünün hayrına hizmet edecek olan çözümü araştırın ve çözümcü yaklaşın.
– Duruma aklınızla hakim olun ve harekete geçmeden önce vaktiniz varsa bir kez daha farklı bir açıdan düşünün.
– Kararınızı en yüce hayrı gözetecek şekilde alın.
– Kararlı bir şekilde hareket edin.

Bu durumda krizlerin doğalarını biraz araştıralım. Aslında bir kriz tam anlamıyla tepe noktasına erişmeden önce olumsuz unsurlar bilinç alanımız içinde var olurlar. Bu olumsuz unsurlar da büyük oranda çevre koşullarına ve evrensel yasalara uyum sağlamayan alışkanlıklar, niyetler, duygular, düşünceler ve eylemlerdir. Gerek toplumsal gerekse bireysel krizler gerçekleşmeden önce bu olumsuz unsurlar bulunmaktadır. Bu unsurların yarattıkları etki belli bir eşiği geçtiğinde ortada bir kriz ortamı oluşur. Çok basit hareketler yaparak bu unsurları krizler gerçekleşmeden önce de değiştirebilme yeteneğine sahibiz.

Bunu örneklemek için öğrencilik yıllarımıza geri dönelim. Sınavların ne zaman olacağı ve konuları aslında her zaman bellidir. Ancak tembellik edip sınavlara son dakikada çalışırsak sınavlar bizim için krizli bir deneyim olur. Ancak sınav haftaları yaklaşmadan önce zaman zaman tekrar yapmamız veya derslerde öğrendiklerimizi hayatta uygulamamız bile sınavları bizim için kriz olmaktan çıkarır ve derslerimizden rahatlıkla geçebiliriz. Çünkü zihnimizin öğrenme biçimi göz önünde bulundurulursa bir dersi bir kere bile tekrar etmek daha derin bir kavrayışa ve öğrendiğimizi çok daha rahat hatırlamamıza ön ayak olur.

Başka bir örnek olarak da Astrolojik Danışmanlık almak verilebilir. Gezegenlerin uzaydaki hareketleri zamanın enerjilerini temsil eder. Doğum anındaki Astrolojik konumlandırma ise bizim nasıl bir insan olduğumuzu, hayatın bize neler vaadettiğini anlatır. Bir Astrolog sizin doğum haritanıza ve gökyüzündeki hareketlere bakarak nasıl olaylar yaşayabileceğinizi çok rahatlıkla görebilir ve size bunu aktarabilir. Bu danışmanlıkla alacağınız bilgilerle geleceğinizi çok daha etkili bir şekilde planlayabilir ve zamana uygun bir şekilde davranarak, akıntıya karşı kürek çekip zorlanmak yerine evrenin gücünü arkanıza alırsınız.

Krizler çok çeşitli şekillerde oluşabilir ve vuku bulabilir. Ancak çoğunlukla önlenebilirler ve önceden görülebilirler.

Bu durumda krizleri aslında uslanmadığımız zamanlarda uslandırıcı bir etki olarak yaşıyoruz. Neden uslanmıyoruz ve farkındalığımızı daha erkenden kazanmıyoruz, bu krizleri yaşamak gerçekten gerekli mi bir soralım? Evrensel yasalar ve Ruhumuz bizi her zaman olumsuz unsuru değiştirmeye yöneltmektedir ve kriz olumsuz etkinin birikmesi sonucu oluşmaktadır. Biz krizleri oluşturan bu olumsuzluk unsurlarını ve alışkanlıklarını değiştirmediğimiz sürece krizin de ortadan kalkmayacağı ve hayat kalitemizi düşüreceği, huzurumuzu ve stabilitemizi kesintiye uğratacağı bir gerçektir.

Stabilite arıyorsak değişimi kabul etmemiz gerekir çünkü değişim çok evrensel bir kanundur ve uyumsuz yapıları değiştirmediğimiz sürece kriz yaşamaya mahkum oluruz, bunun için evreni de suçlayamayız çünkü baştan olumsuzluğun kökünü kendimizde taşıyoruzdur. Evrende en önemli sabitlerden biri değişimdir. Şartlara uyum sağlamak gerek Evrim Teorisinde olsun gerekse Ekonomi olsun sayısız alanda hayatta kalmanın ve refah içinde yaşamanın belirleyici bir faktörü olarak önümüze konmuştur. Bu hem fiziksel hem de psikolojik sağlığımız için de geçerlidir.

Değişimi gerçekleştirecek güçler her zaman evrende işlerini yaparlar. Adaptasyon olmayan durumlarda ve değişime direnç gösteren yapılara bu güçler yıkıcı karakter kazanırlar. Newton Fiziğinden beridir bildiğimiz şey gücün ölçüsünün değişim olduğudur. Bu fizik yasasının ruhsal hayatımızda da karşılığı vardır. Ayrıca değişim hayatın tekdüzeliğini de kıran unsurdur. Değişimin olmadığı yerde her şey aynı kalır ve zamanın ağırlığını durağanlık olarak hissederiz. Ancak değişim güçleri özellikle durağan yapıları, tıpkı bir buldozerin eskimiş bir binayı yıkması gibi en sonunda büyük şiddetle yıkacaktır. Böyle bir yıkım bina ve içinde yaşayanlar için kriz olabilirken, aslında bütün için her zaman hayırlıdır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s